United açamadı daha sezonu. Geçen senede kalmışlar hala. İstemediler Süper Kupa'yı. Arshavin yedek, yeni transfer Danny şiir gibi sahada. Ferguson Cristiano Ronaldo'yu hazırlık maçında keşfetmişti. Belki Danny'yi de geç keşiflerine ekler. Tevez hırpaladı yalnızca Zenit'i. Zenit toptan salladı rakibi. Ronaldo yoksa yaratıcı, delici hiçbirşey yok Manchester ekibinde. Rio bile sallandı, Vidic yavaş kaldı. Monaco'da futbol maçı pek keyifli olmuyor, F1 daha güzel sahil şeridinde ...
Saturday, 30 August 2008
Danny ve 30 Euro
United açamadı daha sezonu. Geçen senede kalmışlar hala. İstemediler Süper Kupa'yı. Arshavin yedek, yeni transfer Danny şiir gibi sahada. Ferguson Cristiano Ronaldo'yu hazırlık maçında keşfetmişti. Belki Danny'yi de geç keşiflerine ekler. Tevez hırpaladı yalnızca Zenit'i. Zenit toptan salladı rakibi. Ronaldo yoksa yaratıcı, delici hiçbirşey yok Manchester ekibinde. Rio bile sallandı, Vidic yavaş kaldı. Monaco'da futbol maçı pek keyifli olmuyor, F1 daha güzel sahil şeridinde ...
Ümit
Adı neden Ümit konmuştur acaba? Korkutucu birşey bu. Spor ölümle çok uzak olmalı aslında. Kaslar ve organlar zorlandıkça, performans üst seviyeye çıktıkça gencecik yaşlarda yıpranan hayatlar bazen duruveriyor. Ümit Kalsruhe maçında yere yığılınca tuhaf oldum. Ters ayakla yaptığı - yapamadığı ortalar sonrası çok kızardım, Carlos'tan daha etkili oyununu estetik bulmaz homurdanırdım, hepsi gömüldü kalbime, gözleri kayboldu bir anda, yerde kaldı hareketsiz, yıkıldım. Neyse ki hayata tutunmuş, ne olduğunu doktorlar bilmiyor, Daum'a ayılır ayılmaz maçın sonucunu sormuş. Deli işte. Mondragon gözyaşları içinde bakıyordu ona, ülkesinde, sonra Manisa'da 2 kere yaşamış bu kötü laneti. Hep bana oluyor diye isyan etti. Ümit sahalara dönme konusunda karar verecekmiş, eşi - çocuğu var, 32 yaşında, ne kadar zor bir karar.
Friday, 29 August 2008
Zoran Mirkoviç
Juventus'tan FB'ye geldiğinde sert savunmacı ne demek hiç bilmediğimizi gördük. Ağır gibi görünse de takım savunması nedir bilmeyen FB takımına hırs getirmişti. Mustafa Denizli'nin şampiyon takımının değişmeziydi. Adam savunması yaptığı adamı o maçta bitirirdi. Tribünler de severdi sağlam futbol oynayanı, alışılmadık tarzdı o zaman sarı lacivertliler için. Partizan efsanesi Mirkoviç; asbaşkan olarak geldi İstanbul'a. Yarım yamalak bıraktığı stat şimdi çok değişti ve FB geçen sene CL'de çeyrek final oynamış olarak çıktı takımının karşısına. Herşey çok değişti ama Mirko hiç değişmemiş.
FB ve CL Grupları
Kasun Efes'te
Efes ne yapmaya çalışıyor ise tebrikler. Son yılların en iddaalı kadrosu oldu. 80 doğumlu Hırvat pivot eski Magic'li. Son 2 senesi Barça'da geçti. Pota altındaki dengeler değişti demek yanlış, darmadağın oldu.
Thursday, 28 August 2008
Josico
Aurelio'nun yerini doldurma çılgınlığı 33 yaşındaki Villareal kaptanı ile giderildi. Tek teselli milyon eurolar verilmemiş olması. Rakamlar henüz açıklanmasa da geçen sene sakatlık sebebiyle çok az maça çıkmış bir oyuncu. Riquelme'li CL yarı finalini gören kadronun as oyuncusu. Ama tek sorunu iyi oynamak değil, yıldız transferi bekleyen tribünlerin ön yargılı bağırışları olacak. Deniz - Selçuk - Emre - Maldonado varken herkes FB'yi yanlış yönlendirmiş olabilir mi? Asıl gerekli olan belki de sol açıktı.
Ön Eleme
Süprizler her zaman olur ama bu sefer biraz tadı kaçtı. Anorthosis Olympiakos'a Yunanistan'da rövanşı 1-0 kaybedip CL'ye kaldı. Atletico Madrid'in kurbanı kim olacak diye beklerken Schalke'ye vurdu piyango. 4-0 ile geçtiler, Aguero harikalar yarattı, ki bu sene daha çok takımın canını yakacaktır. L'pool'u Avrupa Şampiyonu yapan en önemli adamlardan biri; Luis Garcia da burada. Luis Garcia'sız L'pool ise ancak uzatmalarda turu yakaladı. 120 dakika beklemeleri gerekti CL kapısını aralamak için. Kuyt gecenin kahramanı. Bu sene tüm torbalar Atletico yüzünden tuhaflaştı; FB 3. torbada, 4. torbada Fiorentine ve Atletico var. Bayern ise L'pool'un yükselişi ile beraber 2. torbada, Roma gibi.
Büyük Kaptan
Beklenen oldu diye düşünüyorum. GS burada büyük bir avantajı yitirmişti. 2 ayaklı maçta evinde 2 gol yiyip Bükreş'e gol atmak zorunda kalarak gitmesi kayıptı. Bu sefer kadro daha doğruydu, Linderoth'un sağ bek olması dışında. Kötü mü oynadı, hayır ama ileriye yeterli desteği veremedi. Skibbe isimlere bakarak kadro yapmaya devam ederse, takım olma imkanı çok düşer. Üstelik bu genç ve yetenekli jenerasyon için doğru hoca olduğunu düşününlerin fikri ortakken, repütasyonu bu şekildeyken. GS'nin üretken olamayışını sadece yetenekli ayakların durağanlığına bağlamak yanlış olur. Steaua çok üst düzey bir takım olmayabilir ama yeteneklerini bilen sert bir takım. Tribünleri de unutmamak gerekir. İnsan seli şeklinde bir yapı oluşturan korkunç Barça taklidi formalar ve bayraklarla dolu bir güruh. Tribünde çıkış kapısı olmadığından mı yoksa kapılar insandan gözükmediğinden mi bilemedim. Her orta, her pas duvara çarpmış gibi döndü. Rumen milli takımının bilinmeyen yüzleri ve ilk maçın etkili oyuncuları GS'ye fırsat vermedi. Arda 3 kişiyi üst üste geçmek zorunda kaldı. Nicolita golü attığında Partizan'ın değil Steaua'nın daha ateşli olduğunu anladık.
Diğer maçta ise Alex'in geçen seneden beri eline aldığı liderlik göze çarptı. Takım sıkıştığında yaratıcı oldu, rakibi yıprattı, arkadaşlarını oynattı. O FB'ye gelmiş geçmiş en büyük futbolcu, buna hiç şüphe yok. Semih'in renklere aşık fedakarlıkları artık geri plana atılmamalı. FB eksik hal ve kadrosuna rağmen, Gökhan ve Maldonado'nun, hatta CL'de en fazla maça çıkan oyuncu olma motivasyonuyla sahada olan Carlos'un yardımıyla turu araladı. Hakemi görünce gözlerime inanamadım. Gonzalez'in bu maçta, üstelik içeride Guzia - kenarda Aragones varken olması avantaj yarattı. Önemli olan burayı geçebilmekti. Gerisi ne kadar gelecek, bu Aragones'in kadroyu sahaya ne kadar etkin yaydığına bağlı. Ama şu an orta sahanın güçsüz durduğu açık, kanatların Deivid'in dönüşü sonrası sol tarafa kalite getirmesi şart.
Wednesday, 27 August 2008
PL - TSL
Turkcell Süper Lig'in bu haftaki maç programında 4 gün var. Premier League'de bu uygulama uzun süredir yapılıyor ve futbol keyfimizi iş günlerine de taşıyor. Havalar biraz serinledikten sonra gündüz maçları da oynatılırsa bence yerinde bir karar olur. Trabzon'un iyi kadro kurması ligdeki ilgiyi üst seviyeye çıkardı. 4 takımda yarışın içinde kalırsa keyif çok artacak ...Ankaragücü-Trabzonspor 29 Ağustos 21:00
Fenerbahçe - İstanbul B.Ş.B. 30 Ağustos 21:00
Kayserispor - Galatasaray 31 Ağustos 21:00
Beşiktaş - Konyaspor 01 Eylül 21:00
Tuesday, 26 August 2008
Keane
Ümit Aktan
Lig Radyo neden böyle bir yanlış yaptı bilmiyorum. Haftasonu arabada dinlemek zorunda kaldığım maçlarda eski kurt Aktan artık demode olmuş eziyet maç anlatımına ısrarla devam ediyor. Küçüktük, anlamıyorduk, Kubilay Türkyılmaz'ın golünü enteresan anlatımlarla aktarmasına sesimiz çıkmıyordu. Şimdi isyanım sana Ümit abi! Anlatma nolur!
Baros
FB de mevcut kadro ile devam edeceğini açıkladı. Bu kadar başarılı ve ekonomik olarak güçlü bir dönemde kulübün rakipleriyle arasını takım kadrosu konusunda açamayışı, ligi domine edemeyişi ve ezeli rakibin geri dönüp bayrağı ileri taşıması yarışmacı kültürün zaafiyeti belki de.
Monday, 25 August 2008
Ön Çapraz
Halı sahada top peşinde koşarken; yaşımızı aldık gidiyoruz ama hala oynuyoruz diye seviniyorduk ne güzel. Sonra dost ayaklar ara vermek zorunda kalınca üzüldü gönül. Bu ara pek popüler, Martin Palermo menşeili diz ön çapraz bağları. Biz zorladı sanarken meğer kopartmış, gel bağlayalım diyor doktor. Sanki benim bacağım acıyor ...
Shumpert
Efes Shumpert'i de kadroya kattı. Uzun zamandır bu kadar güçlü olmamışlardı.Euroleague için ilk 5 :
Vujanic
Smith
Shumpert
Kaya
Kakiouzis
2. beş :
Engin
Ender
Sinan
Kerem
Thornton
Danny
30 milyon Euro. Kim bu adam? Portekizli. Dinamo Moskova'dan Zenit'e. Lokal bir yıldız herhalde, izledim 1-2 maçını. Etkili gerçekten ama bizde gerçekleşmeyen 11 milyon euroluk Topuz transferine benziyor. Söz konusu Rus parası olunca su gibi akıp gidiyor. Hücuma dönük orta saha oyuncusu için bu parayı verince Zenit, Arshavin gidiyor mu dedirtti ama Advocaat yalanlamış. Rusya'da 97 lig maçı 26 gol.
Delgado ve Sorumluluk
2006'dan bu yana BJK'da oynadığı iyi maç sayısını 10'dan fazla sayan varsa oturup konuşalım. Basel'den geldiği gün çıkış yapabileceğini düşünüp hayret etmiştim transfere.Sonra BJK'nin kaderine ayak uydurup küçük maçların topçusu oldu. Bu sene terlik kavgası sonrası kaptan oldu. Ve mutluluk vericidir ki kıpırdanma başladı. Delgado, her ne kadar küçük maç olsa da, Antalya'da harika top oynadı. Topu sürdü, çalım attı, pas attı, 5 kişiyi geçip gol pozisyonuna soktu arkadaşlarını. 2-0 gerideyken topu ileri taşıdı. Anlaşılan kaptanlık yaramış. Bu sezon daha fazla sorumluluk almaya gönüllü, sözleşmesini de uzattı. Arjantin milli takımına girecek umudu yok belki ama kariyerini burada Alex gibi omuzlarda bitirebilir bu form ve liderliğini sürdürürse. Brezilyalı gibi teknik değil Arjantinli gibi sert oynarsa Süper Lig ivme kazanır.
Büyük Takım Olmak
3-2'nin rövanşında Madrid Valencia'yı evinde ağırlarken kimse maçın bu kadar heyecanlı olacağını tahmin etmemiştir. Sonuca bakınca normal diyebilirsiniz, maçı izleyince diyemezsiniz. Silva ile 0-1 öne geçen Valencia, Van der Vaart'ın da atılmasıyla iyice avantajlı duruma geçmişti ki sahneye yine geçen sefer olduğu gibi Robben çıktı. Valencia savunmasını paramparça etti. Şu kadroyla nasıl oynatamıyorlar bu takımı anlamıyorum. Her mevkiisi kalburüstü adamlardan oluşuyor, savunma yönleri çok iyi, hücumda yaratıcı adam dolu, olmuyor da olmuyor. Robben dağıtmaya ara verince Valencia kendini dağıtmaya karar verip De la Red'in muhteşem golüne ve sonraki bir saçmalamaya engel olamadı. Madrid'e gelip kupa almak her babayiğidin harcı değil. 9 kişi 11 kişi farketmiyor. Çizme'de ise Mourinho Inter ile ilk kupasını Roma'yı yenerek aldı. Penaltılarla da olsa kazandılar. Zanetti bütün kupaları alma hırsını son penaltı golüyle pekiştirdi. Muntari ilk maçında Viera'nın müzmin sakat yerini dolduracağını belli etmiş ama Mourinho'yu nedense yakıştıramıyorum İtalya'ya. Gollerde sanki yapmacık bir sevinç içerisindeydi. Özlüyor insan PL günlerini.
Sunday, 24 August 2008
Kop Kop Kop!
M'boro önüne geleni hırpalamaya başladı PL'de. L'pool deplasmanında çok iyi maç çıkarmalarına ve Mido'nun güzel golüyle öne geçmelerine rağmen Gerrard'ın son dakika golüne engel olamayıp maçı kaybettiler. Geçen sene Rafa'nın en büyük şikayeti Anfield'da çok puan kaybetmeleriydi. Gerrard'ın golü sonrası tribünleri banttan da olsa izlemek keyif vericiydi. L'pool PL'e hasret ve taraftarlar bu seneden umutlu. İlk 2 maçı kazanmak da bir ışık. Bu tribünü bir de Dortmund'da görmek mümkün. Ligdeki iddaası ne olursa olsun Avrupa'nın en yüksek seyirci sayısını çeken kulübü Dortmund Münih'e sezonun 2. maçında 2. beraberliğini yaşatırken gol sonrası kameranın sallanması heyecan veriyor. Diğer heyecan verici nokta ise Tuncay'ın Mido'nun ortasına yaptığı inanılmaz bilek hareketi ve çalımı sonrası Carragher'ı şaşkına çevirip geçmesi, tabii ki kaçırdı golü sonrasında. Özetlerde mutlaka izleyin. Ntvspor.net'te tüm goller mevcut. Cisse'nin ilk maçında Tottenham'ı yıkan golü attığını da ekleyelim.
Kezman Sendromu
Kadro SMS'i geldiğinde deplasman için anlamlı bir oyuncu topluluğu diye düşünmüştüm. Tabii kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay olmuyor işler. Maldonado ve Emre, önlerinde Alex, zavallı Semih yedek, Guiza daha da ileride. Aslında burada Maldonado'nun Deivid gibi çıkış yapma ihtimali sinyallerinden, Guiza'nın Kezman gibi cömert gol fırsatlarını ya da etkinliğini harcamasından, Semih'in yedek kalışından, takımın üretken olamayışına kadar birçok şey yazılabilir. Bence bir değişiklik yapma ve Gaziantep'i yazma zamanı. Yeni transferlerin hepsi çok iyi oynadılar. Savunmada Deumi önce Guiza'yı sonra da Semih'i sahadan sildi. Bu maça tüm takımın iyi hazırlandığı belli ama Tabata'ya özellikle değinmek gerek. Alex'i arayıp referans aldıktan sonra Antep ile anlaşan Brezilyalı oyuncu Diegovari stiliyle çok etkileyiciydi. Golünü de çok güzel attı. GS Lincoln yerine onu önümüzdeki sene için düşünmeli. Nurullah Sağlam takımını İtalya'da çok iyi hazırlamış. Bu sene çok güzel maçlar çıkaracak gibi göründüler. Kemal'in de bu takımda kalması onları bir seviye ileri götürürmüş, ama FB'yi yenmeleri için bu kadro yeterli oldu. Çünkü FB'nin Emre ve Alex dışında maçı almaya çalışan ayağı hiç yoktu. Burak ve Guiza'nın yere bu kadar kolay düşmesi anlamlı.
Saturday, 23 August 2008
Sheva Is Back!
Burada güzeldi, o kadar dedikodunun ardından geri döndü. Kaka - Ronaldinho - Sheva. Biraz Ronaldinho - Eto'o - Messi tadında oldu. Ama fark şu ki İtalya'da oynayacaklar ve fantazinin cevabı tekmedir, geçen sezon pek oynamayan 2 transfer kolay sakatlanmaz ise Mourinho'nun işi iş demektir.
Thursday, 21 August 2008
Usain
Pekin çok ilgimi çekmiyor aslında. Phelps, erkekler basketbol maçları, ve nihayetinde Usain'den ibaret. 22 yaşındaki Jamaikalı bütün rekorları alt üst ederken tavırlarıyla da ilgi çekiyor. Guiza'ya benzer bir hareket yapınca baya güldük 200 metre finali öncesi. Sonra yarış başlayınca ağzımız açık izledik. Bu sefer 100 metredeki kadar rahat bitirmedi ve rekor için sonuna kadar zorladı. 100 metreyi geliştireceğini herkes gibi o da çok iyi biliyor. Mütevazi adamlar yerine artık Cristiano Ronaldo gibi şımarık küstah tipleri herkes daha çok seviyor. Arasına metreler koyup yarışı bitirince daha da çok ... İnsan değil diye açıklama yapanlar var, aklıma Recep İvedik geliyor, ve repliği : Bunlar da insansa ben de ... Amaç farklı, anlam aynı.
Vidic About Silvestre
The French defender ended a nine-year stint at Old Trafford by signing a two-year contract with the Gunners. And while Vidic understand's his friend's decision to seek more regular first team football, he is still reeling from the news. He said: “It surprised me. In fact I think it has come as a surprise to everyone. It is not often a player leaves one big club to go to another like Arsenal or Liverpool. It does not tend to happen. But Mikael did not play much last year and I think he just wanted to go somewhere where he would, so in that sense I am happy for him. He has been here a long time and he still deserves to play at the highest level. Mikael has given so much to this club. I am just surprised he is going to Arsenal. But he has made the choice.”Devrim
Aziz Yıldırım'ın açıklamasına göre kulüp başkan ve yöneticileri maçtan önce ve sonra açıklama yapmayacak, ortamı germeyecekmiş bu sezon. Tahkim karar ve uyarılarına saygı duyacaklarını, resmi olarak girişimlerde bulunacaklarını belirtiyor kulüplerin. Böyle şeylerin telaffuz edilmesi bile çok güzel geliyor kulağa. İhtiyacı olan bu sporun, özellikle de futbolumuzun. Anlamsız sürtüşme ve gerginliklerin olmaması. LigTV ve TRT de bu konuda hassasiyet göstereceklerini ve gerginlik yaratacak söz ve açıklamaları ekrana getirmeyeceklerini açıkladılar. Bu açılımı merakla ve mutlulukla izliyorum. Kulüpler Birliği böyle bir konuda adım atarsa kuruluşu ilk defa anlam kazanacak.
Hazırlık Maçları
Türkiye'nin Şili maçı Euro2008 sonrası hiç izlenesi değildi. Zaplarken takıldım ekrana. Semih Alex'in yerine pasları atıyordu. Uğur sol bek. Ayhan uzun zamandır görmediğim kadar kötü. Halil küskünlüğü bırakıp gol atıyor, asist Nuri Şahin'den. Aman neyse diyip İngiltere-Çek maçına geçiyorum. Biz bu Çekleri nasıl yendik diye düşünürken İngilizlerin bir türlü kuramadıkları oyunda bu kadar yıldızla bu işi becerememelerine şaşırıyorum. Lampard - Gerard - Barry ve daha niceleri. Tuhaf. Capello bile zor durumda. Jankulovski'nin müthiş frikiğine cevap ancak 90+'da geliyor kör bir karambolden. 2-2'lik bir maç, ama öbür tarafta İspanya'yı izlemek varmış. Bosque'nin 10 numarası Diego Capel. Goller birbirinden güzel, Xabi ve Xavi muhteşem goller atıyorlar. İtalya 0-2'den geri geliyor 2-2. Değmez bile konuşmaya. Fransa İsveç'i 2-3 yenmiş, Almanya da Belçika'yı. Sıkıcı, Usain koşsa da kopsak ...
Tuesday, 19 August 2008
Gira Köyümüze Hoşgelmiş!
İlk başta pek inanamadım. NBA'den Rusya ve Yunanistan'a yıldız akını başladı, evet ama TBL'e uğrayacağını düşünmemiştim. Efes, GS ve Telekom çok iyi kadrolar kurdular. İyi oyuncular geldi. FB ise flaş bir transferle Solomon'un gidişini unutturacağa benziyor. Pheonix'in Hırvat yıldızı Gordon Giricek 1+1 yıllığına sarı lacivert forma ile oynayacak. Seyirci sayısını biraz arttıracaktır. En iyisi gidip kombinemizi alalım, TBL bu sene eğlenceli olacak!Le Parisien
Pizarro
Bayern sonrası soluğu İngiltere'de alan 2 Güney Amerikalı forvetten biri olan Pizarro, Santa Cruz'un aksine Chelsea gibi üst seviyedeki bir takımla anlaşma fırsatı bulmuştu. Ama neredeyse hiç oynayamadan Avrupa'ya ilk adımını attığı kulübe geri döndü. Werder Bremen 1 yıllığına Pizarro'yu kiraladı. Bundesliga için güzel haber. Bayern maçında tribünleri izlemek ilginç olacak.
Monday, 18 August 2008
Über Kupa
Neden Almanya'da oynandığını anlamadığım yerli Süper Kupa'mızın bu seneki sahibi Harry Kewell, pardon GS. Maça girip kafa golünü atması ve Nonda'ya asist yapması çok uzun sürmedi. Hasan Şaş'ın bu sene yine çıkış yapma zamanı gelmiş belli ki. Sağa sola sürükleyip durdu Kayserilileri. Bu maç için söylenecek şey Skibbe'nin daha doğru bir kadro kurduğu olacaktır. Stoper sayısı azalmıştı. Mehmet Topuz'un Kayseri sevgisinden ise bahsetmek istemiyorum. Mehmet Demirkol'un Skibbe - Saftig benzetmesinden de ...
Premier
İlk maçlar yapıldı, takımlar yavaş yavaş ısınıyor. Nasri ilk golünü atıp Arsenal'e galibiyeti getirdi. Torres kaldığı yerden devam ediyor. Aston Villa güçlü olduğunu gösterdi. Chelsea ve Scolari ise 4-0 ile net bir sonuç aldı. Buna karşın forvet sorunu yaşayan Man U takıldı. Martins'e kafayla gol attırma becerisi gösterdiler, savunma hala tatilde. Diğer hayal kırıklığı da Tottenham. M'boro'ya 2-1 yenildiler, Berbatov kenardaydı, Chimbonda ve Kaboul gibi adamları bile çok aradılar savunmada. Ramos ilk maçta mutsuz ayrıldı. Ligle beraber Capello'da işe başladı. Çek hazırlık maçı için kadrosunu açıkladı. Heskey geri döndü.Hart, James, Robinson, Bridge, Cole, Ferdinand, Upson, Johnson, Terry, Brown, Woodgate, Barry, Lampard, Gerrard, Beckham, Carrick, Cole, Bentley, Downing, Walcott, Rooney, Heskey, Defoe.
Berlusconi Cup
Milan'ın sahibi, İtalya Başbakanı, medya patronu olunca insan babası adına düzenlediği kupada Milan - Juve maçı oynatabiliyor. Gerçi Juve yerine Inter bilerek mi gelmedi anlamadım. İki takımdan daha önemli eksikleri olan Milan'dı. Ama Seedorf hala Milan'da. Öyle 2 asist yaptı ki, Juve'nin Poulsen - Sissoko hattı bile mutsuz oldu. Juve'nin sorunu yaratıcı, hücuma dönük orta saha oyuncusu eksikliği. Takım tamamen defansif. Hala Del Piero ve Nedved'e bakıyor hücum organizasyonları. Amauri'yi besleyecek kimse yok. Jankulovski'nin golünde kalede Buffon olsa gol olmayacağını herkes biliyor ama Ambrosini'nin geri dönüşüne kimse laf edemez. Oyunun her iki yönünü öyle güzel oynadı ki, Pirlo bile kendini sıkmadı bu maçta. Aynı takımda Pirlo - Ambrosini - Gattuso biraz hileli değil mi?21' [1 - 0] M. Jankulovski
25' [2 - 0] M. Ambrosini
52' [3 - 0] F. Inzaghi
70' [3 - 1] C. Pasquato
79' [4 - 1] M. Ambrosini
Ruud Van
Kimi futbolcuları sevmezsiniz. Sevemezsiniz. Ama hep üst düzey liglerde ve takımlarda tercih edilirler. Peki bu adam bir de Hollandalı ise işte o zaman işler karışır. Yeteneksiz bir adam Portakallar'ın ilk 11'ine asla giremez. Ruud Van da böyle bir adam. Manchester ve Madrid'de sayısız gol atmayı başarmış, estetikten uzak modern bir striker. Dün akşam İspanya Süper Kupası'nda Valencia Mestalla'da Madrid'i ağırlarken takıldı aklıma. Villa, Silva, Joaquin, Mata, Vicente gibi adamlara karşı çok zayıf bir kadro vardı karşıda. Van der Vaart tek yaratıcı oyuncuydu. Nitekim oyunda da bu hissedildi. Valencia zorlamaya başlamıştı ki, sağ çaprazdan kimse beklemiyorken, çünkü pozisyon bile yoktu, Nistelrooy abanıverdi. Hildebrand yatana kadar top ağlardaydı. Bu adamı Ferguson bu yüzden çok tutmuştu, Berbatov'u da bu yüzden istiyor. Sonra hakeden golleri sıraladı, güzel bir maç oldu, sezon öncesi daha iyisini bulamazdım. 3-2 alsa da Valencia, Nistelrooy'un 2 golü ve 2. gol öncesi Robben'in asisti Madrid'in kupayı evinde alacağı izlenimi bıraktı bende. Hollanda nasıl elendi ki?
Friday, 15 August 2008
4-0
Ön elemenin güçlü ekipleri rahat maçlar çıkardılar çarşamba günü. Barça ve Juve 4-0 ile geçti rakiplerini. Analize değer çok şey yok ama çok güzel goller var. Henry'nin bu sene Arsenal günlerine dönüş yapabileceği işaretleri vardı . Geçen sene şikayet ettiği bitirici yeteneğini kaybetme korkusu artık sona ermek üzere. Eto'o'nun da kalmasıyla Barça daha takım görüntüsüne oturabilecek bir kadroyu yakaladı. Diğer 4-0 ise Juve'den geldi. Maça dair tek güzel şey Del Piero'nun inanılmaz golü. İzlemek isteyenler için yeni bir site keşfi; tribuntv.com ...Henry
Del Piero
Thursday, 14 August 2008
Skibbe 2-2 Aragones
GS ile başlamak gerek. Kadro açıklandığında mecburiyet mi yoksa Feldkampvarilik mi bilemeden tedirgin gözlerle girdi herkes maça. 2 Emre + Meira + Servet olmak üzere 5 stoperden kurulmaya çalışılan defansif omurga. Meira'nın ön libero oynaması ya da E. Güngör'ün sağ bek olması değil sorun. Lincoln'ün bezgin ve yumuşak oyunu da. İlk ciddi maçın CL ön elemesi olması ve rakibin hiç de yabana atılmayacak bir takım olması esas sorun, maç içinde ne kadar sert olduklarını gördük. Ayhan ve Sabri'nin kenarda beklemesi sakatlık sebebiyle değilse GS geçen sezon yaşadığı kabusları bu sene de görmeye başlayabilir. Aykut'un hatasıyla yenen golden sonra gelen 2. gol ilk 15 dakikada GS'nin CL umutlarını tüketti. Steaua ile Romanya'da yapılacak maçta hata yapma lüksü yok sarı kırmızılı takımın. Geri dönüşün güzel olduğunu Euro2008'den biliyoruz ama CL'de evinizdeki maçları kazanmak zorundasınız. Arda, Servet ve Nonda'nın çabaları karşısında aslında geçen sezonlarda hiç de küçümsenmemesi gereken bir Avrupa kupa tecrübesi edinmiş Romen takımı karşısında ancak beraberlik geldi. Radoi, Nicolita, Bernhardt (spiker ona hep Arthur dese de, bu adam maçı Moreno ile birlikte domine etti!) ve Moreno teknik kapasitesi yüksek futbolcular ve bunu deplasmanda gösterebilecek kadar üst düzey oynuyorlar. Topal'ın formsuz ya da yorgun oluşu takımın defansif gücünü yarı yarıya azaltmış durumda. Bükreş'te GS'nin iyi oyunun yanı sıra şansa da ihtiyacı var.
Gelelim 2. maça. D-Smart'ta olması yeterince sıkıntı veren maç, geçen senenin çeyrek finalisti deplasmanda ilk 15 dakikada 2 gol yiyip, 3.sü ofsaytten iptal edilen bir gol daha görünce kalesinde iyice buhran halini aldı. Partizan maçı 4-0 yapıp turu geçmiş olarak İstanbul'a gelebilirdi. Sonra oyun dengelendi ve 2-2 oldu ama sonlarda 2 takımda galip gelebilecek pozisyonlar yakaladı. Sorun bence FB orta sahasının Uğur - Alex - Kazım'dan kuruluyor olması. Arkalarında Selçuk, önlerinde Semih ve Guiza. Defansif anlamda çok çok zayıf bir yapı. Geçen sene Aurelionun oynadığı yerde Alex'i görmek umutsuzluk sebebi. Alex orada oynayamaz, çok açık. Orada oynadığı sürece asist ve gol rakamları azalacak, yıpranacak ve sakatlanacaktır. Emre Belözoğlu mutlaka oynamalı ve hatta Maldonado da. Selçuk bu düzeydeki maçlar için bile çok hata yapan iyi bir yedek ancak. Üzülerek görüyorum ki Semih yedek kalacak, çünkü Emre takıma girecek ve Alex Guiza ile ileride oynarsa takım daha verimli olacak. Uğur ve Kazım'ın bu maçlarda ellerine geçen şansları rezil etmelerinden bahsetmek bile yersiz. Yine de kabus gibi bir maç için 2-2 iyi bir sonuç. Carlos'un futbolu ve tecrübesi bu maçta tat verirken Volkan rezalet bir başlangıç yaparak her topa boşa çıktı ve kaleye transfer isteyenlere meydanı açıverdi. FB 2. maçta Partizan'ı bu kadroyla bile yenebilir. Ama grup maçlarında Deniz - Aurelio tandemini Deniz / Maldonado - Emre ile kurmak gerek. Aragones'in bunu yapmayacağı ve heyecan yaşanacağı kesin. Skibbe ile yarışırlar.
Wednesday, 13 August 2008
The Caos Begins!
Arsenal - WBA
Bolton - Stoke City
Everton - Blackburn
Hull City - Fulham
Middlesbrough - Tottenham
West Ham Utd - Wigan Athletic
Sunderland - Liverpool
Sun 17th August 2008
Chelsea - Portsmouth
Aston Villa - Manchester City
Man Utd - Newcastle
Monday, 11 August 2008
Roma'yı Yakarım
Roma İngiltere'ye eksik kadroyla gitmenin bedelini pahalı ödedi. Tottenham'ın başarıya aç ayakları 5-0 ile cezalandırdı İtalyanları. Robbie Keane gittikten sonra Ramos'un kime güvendiği de belli oldu. Bent her maç golle buluşuyor. Berbatov'un ekürisi olacağı kesin.Darren Bent (4)
David Bentley (45)
Aaron Lennon (50)
Darren Bent (54)
Fergie Henry'nin Peşinde
Tottenham Berbatov için işi yokuşa sürünce maliyet 30 milyon sterlini geçti. Ramos Bulgar oyuncuyu satmak istemiyor. Ferguson da daha ucuza başka bir adam buldu : Henry! 20 milyona bu işi bitirebilecekleri söyleniyor. Wenger'e karşı Emirates'e çıkarsa o tribünde olmak istiyorum!
Le Roi
Lyon kaldığı yerden devam ediyor. 3-0 ile geçtiler Toulouse'u. Monaco PSG'yi yenerek Kezman ihtiyacını arttırdı Parisien ekibin. Bordeaux 0-1'den geri geldi, Caen'i evinde 2-1 ile yenmeyi başardı. 1 gol Gourcouff'tan, diğeri geçen senenin yıldızı Cavenaghi'den. Marsilya Rennes deplasmanında 4-4'lük efsane bir maçla başladı lige. Gollerin son 3'ü 89 - 91 - 92'de. İlk yarıyı Gerets 1-3 önde kapamasına rağmen. Yeni transfer Ben Arfa da bir gol attı.O.Thomert (6, 51)
S.Mandanda (89)
B.Cheyrou (90+2)
B.Koné (12)
H.Ben Arfa (14)
M.Niang (28)
E.Grandin (90+1)




