Tuesday, 15 April 2008

96 Brothers

Liverpool-Blackburn maçı öncesi saygı duruşu yapıldı, 1989'daki Liverpool-N.Forest FA Cup yarı final maçında ölen 96 Liverpool taraftarı için. Tribünlerin saygıyla andığı bu insanlar şu an İngiliz futbolunun ve daha doğrusu Premier League'in geldiği noktada çok önemli paya sahipler. O sıralar çok önemli bir yere sahip olan Hillsborough, Sheffield stadı bu maça ev sahipliği yapacaktı. Liverpool taraftarına daha küçük bir yerden giriş hakkı verilmişti. Kimilerine göre polisin, kimilerine göre biletsiz stada girmeye çalışan taraftarların hatasından, tribünler dolmuş olduğu halde stada dar bir koridordan girmeye çalışan ve bunun sonucunda yaşanan izdihamda sıkışıp ölen 96 kişi. Şu an dünyanın en popüler liginin bu hale gelmesinde pay sahibi. Sadece 6 dakika oynanan bir maç ve ardından hazırlanan raporlar (Taylor Report) sonrası İngiltere'de maçlarda oturmak ve tribün tellerinin kaldırılması zorunlu hale getiriliyor. Liverpool her büyük hikayede yer alan efsanevi bir kulüp. O kötü günün 19. yıldönümündeki bu maçta Gerrard'ın golü ve Santa Cruz'un volesi futbol adına güzel anlar.

Monday, 14 April 2008

Forma Savaşı

Ronaldinho'nun Milan'a gideceği konuşuluyor şu sıra. Bu haberler çıkmışken Moratti de bulaştı olaya. Milan görüşmeleri iyi götürüyor ama biz son sözü söylemeden bu iş bitmiş olamaz diye ortalığı kızıştırmaya başladı. Geçen sene de Suazo transferinde benzer bir çekişme yaşanmış ama oyuncu Inter'i tercih edince Moratti mutlu mesut havasını atmıştı.

Bu söylentiler bir yana dursun, başka bir sorun daha var bu transferde. Milan'da 10 numarayı şu an Seedorf giyiyor. Rui Costa'dan devralmıştı formayı. Daha futbolu bırakacak gibi durmuyor, üstelik çok iyi oynuyor ve Ronaldinho transferinden mutlu olsa da forma benim demekten geri kalmadı. Açıkçası Ronaldinho'nun 10'dan farklı bir numara giymesi hoş bir etki yaratmaz. Sponsorlar buna izin vermeyecektir. Seedorf ise belki de o formayı Milan'da en fazla hakeden isim. Aynı sorun aslında Sheva için de geçerli. 7 numara şu sıralar genç yıldız Pato'da. Bakalım Milan bu forma savaşından nasıl galip çıkacak?

Kobe for MVP!

Zaten şanslıydı MVP yarışında ama bu hareket sonrası tek geçmek lazım kendilerini. Gerçek - reklam karar sizin. Just do it!

Saturday, 12 April 2008

Bundesliga

Premier League varken kimse Bundesliga'yı tercih etmez herhalde. Ama bu maçın Alman Ligi kriterlerine göre değişik olacağı belliydi. Aynı anda Bremen - Schalke ve Tottenham - M'Boro maçları vardı tvde. İyi ki Bundesliga'yı tercih etmişim. Schalke Katalunya seyahatinde belli ki yorulmuş. Halil'i hiç bu kadar bencil görmemiştim. Ayağına gelen bütün atakları zorladı, arkadaşlarıyla topu paylaşmadı ve sonuca da gidemedi. Hocası da sonunda ona dayanamayıp dışarı aldı ama çok geçti. Diego inanılmaz oynuyor. Haftaiçi Daum'un Alex ve Diego için söyledikleri yersiz değil. Gerçekten çok yaratıcı oynuyor, yüksek pas yüzdesi, şık çalımlar, bitirici şutlar. Her golde biraz payı vardı. Maçın başında ve 2-1 iken Schalke çok zorladı maçı ama biraz Halil biraz beceriksizlik bir türlü sonuca gidemediler. Bremen ise neredeyse her ciddi atağını gol yaptı. Bundesliga dikkatli izleyince hala heyecan verici.

W.Bremen : 5 - Schalke : 1

F.Baumann 19'
B.Sanogo 33'
K.Kuranyi 41'
M.Rosenberg 59'
I.Klasnic 76'
I.Klasnic 89'

Gomis

Son günlerde konuşulan isimlerden biri. St Etiénne'in 22 yaşındaki forveti bu sezon 13 gol atmış. Boyu 1.84 ...

Sayın Barroso Bizi Kurtarın

Pirinç, yüzde 100 zamlandı. Mercimek, yüzde 70. Fasulye, yüzde 160. Zeytinyağı, yüzde 133. Un, yüzde 70 zamlandı.

Pilav, 50 kuruş. Çorba, 50 kuruş. Kuru, 1.5 lira. Zeytinyağlı, 1 lira. Ekmek, bedava.

İlk fiyatlar, piyasadan. Öbürleri, Meclis lokantasından. Evet, enflasyon tek hane ... Ama Meclis’te!

Onlar 2 senede emekli. Bizi 65’te yapıyorlar. İlaç ve tedavi parası ödememek için kendilerini "gazi" ilan ettiler. Memura yüzde 2 verirken, kendi maaşlarına yüzde 50 zam yapıyorlardı, son anda yakalandılar ... Vergilerimizle alınan kontörleri, çocuklarına dağıtmışlar.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, hazır gelmişken, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Barroso’dan rica ediyorum ... Bizim millet olarak etkimiz yok, sizi dinlerler. Malum, egemenlik sizin ... İlla bir reform yapacaksak, önce Meclis’te reform yapılsın ... Avrupa Birliği parlamentolarındaki "etik" kurallar, bize de getirilsin. Çok şey istemiyoruz ... Gariban ülkeyiz, haddimizi biliyoruz; Alman’la, Fransız’la, İspanyol’la eşit tutulmayı talep etmiyoruz ... Anayasamızda bulunan "eşitlik" ilkesi gereği, milletvekillerimizle "eşit" olmak istiyoruz. Hepsi bu. Lütfen.

Yılmaz Özdil, 12.04.08, Hürriyet.

Che, Fidel ve Golf

Friday, 11 April 2008

Villa to the Blues

David_Villa

David Villa, Drogba ve Sheva'nın yerine Chelsea yolunda. Anelka'nın ekürisi olabilir. Ücreti mi? 20 milyon €. Bereket versin.

Chevtchenko

pic522

Bu Fransızlar komik adamlar. France Football'a göre Shevchenko'nun yazılışı ...

Retour à Milan ? Andrei Chevtchenko serait visiblement à nouveau le bienvenu la saison prochaine au Milan AC où il a déjà passé sept saisons (un scudetto et une Ligue des Champions) avant de rejoindre il y a presque deux ans Chelsea où ses prestations ont été presque constamment fantômatiques. C'est en tout cas l'avis de l'actuel entraîneur rossoneri Carlo Ancelotti : "J'ai parlé avec Chevtchenko et il m'a dit qu'il souhaitait revenir à Milan. Son fils a probablement perdu son italien et souhaite revenir. Il est faux de dire que je ne veux pas de Chevtchenko, j'ai juste dit qu'il avait des qualités similaires à celles de Pato, mais ils pourraient facilement jouer ensemble." (Avec AFP).

Pegasus

harun erdenay_1

Babadan kalma bir yetenek olabilir diye bakıyor insan Kemal Erdenay'ı hatırlayınca. Vardır mutlaka etkisi ama onu aktif spor hayatında izlerken hayranlık duymayan çok azdır. İnanılmaz bir şutör ve harika bir stil. Uçardı gerçekten, boşuna almadı o lakabı. Jübileyi yapmıştı ama duygusal sebeplerle İTÜ için ter döküyor bu ara. Playoffta onun basketiyle galip gelip çeyrek finale çıktılar. Kimbilir belki yine izleme şansımız olur ulu insan Harun Erdenay'ı. Hiç bırakmasın basketbolu.

1/8

Cüneyt Erden'in çeyrek final maçındaki 3 sayı yüzdesi. Tek üçlüğünü son saniyelerde takımı 2 sayı gerideyken buldu. İşte buna istatistik denir.

041207_13b

Ama GS sonuna kadar maçı haketmişti. Maça ilk beşte 5 Amerikalı ile başladılar. Çok dinamik bir savunma favori gösterilen BJK'yi strese soktu ve ivme kazanmalarına engel oldu. Murat Özyer BJK'nin maç boyunca patlama yapmasına hiç izin vermedi. Ataman oyuna ancak sonlara doğru etki edebildi. BJK ilk kez öne geçtiğinde maçın bitimine birkaç dakika kalmıştı. Yine de faul sıkıntısına giren uzunlarına rağmen GS bırakmadı maçı ve BJK'nin kupayı alacağız söylemlerine son noktayı koydu. Nereye kadar gider sarı kırmızılılar belli olmaz ama dün gece hakeden kazandı diyebiliriz. Ayrıca şuradaki "Did You Know" kısmı da ilginç, göz atmakta fayda var.

Luca Toni

Çok seviyorum bu adamı. 26 yaşına kadar İtalya 2. Ligi'nde sürün, sonra milli ol, Bayern'de tavan yap. Tipik İtalyan desem değil, Alman gibi biraz. Dün akşamki Getafe rövanş maçında yaptıkları ondan başkasının imzasıyla çıkmazdı ortaya. Biraz acıklı oldu kabul ama Abondanzierri hediye etti turu. Daha ilk dakikalarda takımın en büyük yıldızı De La Red kırmızı gördü. Bayern salladı biraz rakibi. Contra çıktı sahneye. Sağ bek Romen ilk maçtaki gibi golün buldu. Zaten ancak böyle bir gol atabilirdi Getafe, golcüleri de 30'lu dakikalarda sakatlanmıştı malum. Kendi sahasından aldığı topu 1 yarı saha ve 3 kişiyi geçip futbol kariyeri bitmek bilmeyen Kahn'ın koruduğu kalenin tavanına çakıverdi.

13195924_Oliver_Kahn

Dalga geçiyorlardı son anlara kadar. Bayern düzensiz bastırıp, oyun kuramayınca artık mucizelere kalmıştı işi. Eee tabii ki mucize oldu. Ribery, Luca Toni'nin zorladığı defansın kafalarından seken top önüne düşünce affetmedi. Köşeye zımbaladı. Uzatma için maç başlayana kadar zap yapma gafletinde bulunan herkes Getafe'nin 3 dakikadaki 2 golünü göremedi. Evet dakika 93, skor 3-1. Herşey bitmiş gibiydi. Laudrup kenarda gülücükler saçıyordu.

25065

Bayern dengesini kaybedip sadece doldur - boşalta başlamıştı ki, Abondanzierri elinden bir topu kaçırınca Toni ayağıyla dürtüverdi ağlara doğru. Arjantinli can verince Almanlara sol kanat ortasında defanstaki kısa boylu rakibini alaşağı etti Toni. Koydu kafayı köşeye. İşte o an herşey bitti. Haketmemiş gibi görünebilir Bayern ama 4 numaralı Belenguer futbolu biraz sinsi oynadı. Onun dışında herşey doğruydu. Adaleti yoktur işte futbolun. Güzelliği burada ...

Thursday, 10 April 2008

Shaq'lı Phoenix

Ahmet Çakar demişti zamanında bu Shaq oyuncu değil diye. Komik insan. Dün gece Phoenix Spurs'ü yenip galibiyet sayılarını eşitleyince aklıma geliverdi. Miami'ye transfer olunca gör bak hiçbirşey yapamayacak diyordu Gürcan Bilgiç'e. Duncan'ın domine ettiği bir ligi paralize edebilecek tek insan yaşlı kurt Shaq. Amare ile beraber biraz tehlikeli oluyorlar tabi. Bir de onlara durmadan çılgın paslar veren Nash olunca iyi bir galibiyet yüzdesi kaçınılmaz. Shaq öncesi de iyilerdi ama küçük devin bırakmadan önce son kez bir efsane yaratma isteği onları biraz yukarı taşıyor. Batı'daki tablo herşeyi anlatıyor zaten. Phoenix 53-26 ile 6., New Orleans 55-23 ile 1. sırada. Aradaki takımlar San Antonio, Lakers, Houston, Utah. Doğu'nun lideri Boston 62-16 ile lider. Batı playoffları finale kadar muhteşem maçlara sahne olacak.

Kırmızı ve Mavi

12958856tm0

Sporda forma rengi kırmızı olan takımların istatistiksel olarak daha başarılı olduklarını bir ara yazmıştık. Bu efsane devam ediyor. CL çeyrek finalinde yer alan 8 takımdan 4'ü kırmızı diğer 4'ü mavi renkler taşıyordu diyebiliriz. Mavilerin 2'si kaybetti, kırmızılar ise birbirleriyle karşılaştıkları için 2 fire verdiler. Sonuçta şu an durumlar eşit. Tabi Barça'yı kırmızıya mı maviye mi koysak bilemedim. Finali de kırmızıların oynaması bekleniyor. Umarım maviler sürpriz yaparlar, ama Rijkaard bu ahval ve şerait içinde CL kupasını kaldırırsa Barça'nın beyaz mendillerini sorgulama vaktidir. Tabii 125 milyon euro fiyat biçilen Ronaldo müsaade ederse. Bu kupanın sonucunu şu an Messi'nin yokluğunda en fazla etkileyebilecek adam o. Dün gece Ferguson onu yanında dinlendirirken, Roma lehine penaltı çalındığında neler hissetti acaba? De Rossi kaçırınca biraz rahatlamıştır. Sonra Tevez atmış golünü. Tevez'in kafa golünü uzun zamandır görmediğim bir biçimde atması "Güney Amerika diyarları ne sulak araziymiş!" dedirtti bana. Özlüyor insan eski tarz kafa gollerini. Çünkü şimdilerde moda sert ortalara bir şekilde dokunmaktan ibaret. Totti olsaydı bu tur daha çekişmeli geçebilirdi. Kafasını tek kullanan Man U ve Tevez olmazdı o durumda. Gelelim sonuca, Liverpool'u çok sevsem de, artık finale çıkmasalar üzülmem doğrusu. Alışkanlık yaptı Benitez malum. Bir kırmızı bir mavi güzel olabilir. Görelim kim kazanacak. Ama dün gece benim tercihim maviydi!

Wednesday, 9 April 2008

Torino Derbisi

med_1373_83

GS'de Tufan ve Hüseyin büyük ihtimalle oynayamayacak. BJK daha şanslı görünüyor. İki takım da haftasonu lig maçlarını kaybetti.

10 Nisan Perşembe
Beşiktaş Cola Turka - Galatasaray Cafe Crown
DKV Joventut - Pamesa Valencia

11 Nisan Cuma
Dinamo Moskova - PGE Turow
Akasvayu Girona - Unics Kazan

The End

Üst düzey macera dün akşam Stanford Bridge'de nafile çabalarla son buldu. İlk 11'e koymayı hayalimizde göreceğimiz bir sürü adam rakibin yedek kulübesinde otururken sahada dengeli bir maç ve cesur insanlar görmek sevinç verici bir tecrübe oldu. Taca çıkan topların sahaya dönmeyişi, gergin tribünler, kopmayan maçın heyecanı güzeldi. Rakip ceza sahasına giremememiz, Uğur'un yaratıcılığına geç kavuşmamızdan belki de. Alex'in kendini geriye çekmek zorunda kalması ev sahibinin müthiş savunmasından kaynaklansa da Semih ve Kezman'ın aslında bir Drogba kadar etkili olamamasıydı gerçek sebep. Herşeye rağmen 1-2 pozisyon geldi ama değerlendiremedik. Kazım ve Deivid bekleri yalnız bırakıp maçı ileri taşıyamadılarsa aslında bu biraz da rakibin üstünlüğüyle pasifize olmalarındandır. CL'nin asist kralı tek bir etkili duran top kullanamadı ve nihayetinde golsüz kalmak aslında tursuz kalmaktı. Güzel bir deneyim oldu. Takımı dağıtmadan üzerine eklemek mümkün olursa eğer aynı seviyelerde yarışmak da mümkün olacaktır. Takımın en önemli silahından 2 maçta da yararlanamamak yerine koyacak kimse olmayınca acı verici oluyor. Yine de güzeldi. Ama bu rakibin bu kupayı kaldırması sürpriz olur, çünkü Liverpool ve diğer yandan Man U kırmızı rengin şu an maviden daha iyi olduğunu söylüyor. Barça ise gerçek bir sürpriz. Torres'in etkinliğini gördükten sonra neyin eksik olduğu apaçık ortada. Aynı şekilde eledikleri Arsenal'in nasıl bir forvet hattı var herkesçe malum. Man U'da Rooney, Tevez, Saha, hatta Ronaldo. Diğer tarafta Messi, Eto'o, Henry, Ronaldinho. Bir de bu takımlara dün akşamki gibi bir savunma ekleyince adınız G14'e girmekte zorluk çekmiyor. Bir dönem parlayan Lyon gibi olmamak için bu takımlar kadar iyi şekillenmek gerçeğini unutmamalı insan. Terry'nin sade oyununu, Essien'in sağ bekten ortaya geçince oyunu değiştirmesini, beğenmediğimiz Grant isminin şu an yarı finalde ve Premier League'in takipçisi konumunda olması bazen duyguların farklı gerçeklerin önüne geçtiğini gösteriyor. Yine de olabilirdi. Bir üst tur çok uzak değil, başa baş bir turdu. Alınacak çok yol var. Ve umarım bu seneden sonra tek takımla değil.

Teknik Direktör

19785

Bu kavramın da içini boşaltmayı becerdik. Sporda kurumsallık gerekli mi tartışılır, amatör ruhun yaşaması adına. Ama biraz düzen gerektiği kesin. Blatt playofflar yaklaşırkentakımından ayrıldı. Yılların istikrar abidesi Efes Pilsen bu sezonki (aslında uzun süredir devam ediyor) yönetim beceriksizliklerinin faturasını koçuna kesti. Sezon içerisinde yaşanan skandal Partizan maçının yanısıra takımın iyi sonuçlar alamaması, istenen performansa ulaşamaması, üstelik yabancı transferlerinin çokluğuna rağmen takımı ileri taşıyamamaları Blatt için zor anları beraberinde getirdi. Ama Efes sabır için en doğru yer diye düşünürken şaşırdık. Son birkaç yıldaki başarısızlıklar sanırım kulübü ve prensiplerini yıprattı. Feldkamp'ın gidişine benzer bir durum aslında. Gelenekleri olan kulüpler her zaman saygı görmüşlerdir. İstikrarlı çizgi başarı getirir getirmez çok önemli değil ama burası öyle bir ülke ki ani heyecanlarla alınan kararlar bile etkili olabiliyor ve iyi sonuçlar getirebiliyor. Bu sonuçlar da yöneticilere bu yanlış hareketleri yapmaları konusunda cesaret aşılıyor. Efes Aydın Örs sonrası iyi götürdüğü jenerasyonu artık tüketti ve çıkış için Blatt aslında flaş bir isimdi. Bu ayrılık Efes'i daha çok dibe sürükleyecek diye düşünüyorum. Blatt yoluna devam edecektir.

Tuesday, 8 April 2008

Kaza

400x400_RicardoCarvalhoNew2

Carvalho böyle demiş ilk maç için. Kaza! Belki de sezonun en iyi futbolunu oynadıkları maçtı. Ve kaybettiler. Çok daha kötü maçları kazandılar. Bu akşamki maçı kazanmaları için bir iyi oyundan öte şansa da ihtiyaçları olacak. Sevilla'nın yaşadıklarını yaşamak istemiyorlar. Zico'nun ilk maç öncesi yaptığı hücum açıklaması oyununa gelmemişlerdi. Aynı taktiği sürdürüyor Beyaz Pele. Hücum futboluyla buraya kadar gelmişken Chelsea'nin çok iyi bir savunma takımı olması korkutmuyor Zico'yu. Ama İngilizler de Carvalho da korkmuyor. Maçı ve turu geçeceklerinden eminler. Böyle düşünmekte haklılar da. Geçememeleri sürpriz olur. Ama bu sürprizi çok fazla takıma yaşattı bu sene Fenerbahçe. Rakibi panik anlarında iyi yakaladı. Sevilla'da maç 3-1 iken hücumlarına engel olamadı İspanyol takımı. İstanbul'da ilk maçta Jimenez gibi panikleyen Grant ve oyuncularına jenerik gollerle üstünlük sağladılar. Şimdi bu sezonun en zor maçı yaklaşıyor. Yaklaşık 9 saat var. Londra'da hava kötü. Tek iyi haber Cech oynamıyor. Muhtemelen ilk maçın aksine sağ bekte Essien değil Belletti olacak. Bu da avantaj. Son maçların kötüsü Uğur bu maçı beklemiş olabilir. Herkes gibi bence de kaybedecek hiçbir şey yok. Ama kazanacak çok şey var.

Zico11

Monday, 7 April 2008

Rehab

They tried to make me go to rehab but I said 'no, no, no'
Yes I've been black but when I come back you'll know know know
I ain't got the time and if my daddy thinks I'm fine
He's tried to make me go to rehab but I won't go go go

I'd rather be at home with ray
I ain't got seventy days
Cause there's nothing
There's nothing you can teach me
That I can't learn from Mr Hathaway

I didn't get a lot in class
But I know it don't come in a shot glass

They tried to make me go to rehab but I said 'no, no, no'
Yes I've been black but when I come back you'll know know know
I ain't got the time and if my daddy thinks I'm fine
He's tried to make me go to rehab but I won't go go go

The man said 'why do you think you here'
I said 'I got no idea
I'm gonna, I'm gonna lose my baby
so I always keep a bottle near'
He said 'I just think you're depressed,
this me, yeah baby, and the rest'

They tried to make me go to rehab but I said 'no, no, no'
Yes I've been black but when I come back you'll know know know

I don't ever wanna drink again
I just ooh I just need a friend
I'm not gonna spend ten weeks
have everyone think I'm on the mend

It's not just my pride
It's just 'til these tears have dried

They tried to make me go to rehab but I said 'no, no, no'
Yes I've been black but when I come back you'll know know know
I ain't got the time and if my daddy thinks I'm fine
He's tried to make me go to rehab but I won't go go go

Footy Boots

FB - Chelsea maçında Drogba'nın ayağında görünce merak etmiştim. Nike Mercurial Vapor IV imiş.

Bendtner

Ne kadar yükseğe sıçrayabildiğini biliyorduk. Ama Liverpool'a attığı golde o kadar fazla yükselmiş ki topa kafa vurabilmek için geri düşmek zorunda kalmış. Havada birkaç saniye duruyor ve kafasını dizlerine kadar indirmek farz oluyor Danimarkalı için. Nasıl bir genç jenerasyonsa Wenger'inki bitmek bilmedi.

29123

Tuncay The End

Boro Alves'i yavaş yavaş oynatmaya başladı. Man U maçında ilk 11'de başladı ve 2 gol attı. Ekürisi Aliadiere. Tuncay bu önemli maça yedek başladı. Sonradan oyuna girdi. Ama Alves'in yerine, Aliadiere'in değil. Buradan Tuncay'ın Boro kariyerinde gittiği yerin aslında pek iyi olmadığı sonucuna varmak mümkün. Çünkü bu 11'in zorlu bir rakip karşısındaki tercih olduğunu düşünmek yersiz, lidere karşı çift forvetle sahaya çıkarken en iyileri seçmek zorundasınız. Kendi ülkesinde oynarken yakaladığı havaya sahip olmaması, artık adaptasyon sürecini geçmiş olması ve hala istenen patlamayı yapamaması onun eksileri. Bu denkleme bir de çok yüksek transfer ücretiyle kadroya katılan bir Brezilyalı santrafor eklersek çözüm çok kolaylaşır. Chelsea karşısında direkleri döven, nihayetinde Man U'ya 2 gol atan bir golcü. Diğer rakip ise eski bir Arsenalli. Formunu yukarı çekip orta sahada şansını denemesi mümkün ama bu da İngiliz milli olmuş bir sol açığı (Downing) kesmek anlamına gelir. Bu daha da zor. Seçtiği takım doğruydu İngiltere'ye giderken ama şu an işler tersine dönmüş gibi görünüyor.

Saturday, 5 April 2008

Sürpriz

UEFA ve CL'de ev sahipleri pek iyi maçlar çıkaramadı. Takımlar üst turlara çıktıkça giderek daha denk güçler savaştığı için ilk maçı deplasmanda oynayanlar açıkçası biraz avantajlı durumda. 2. maçta ilk maçın sonucuna göre pozisyon almak daha kolay oluyor. UEFA ve CL'de evinde kazanan tek takım FB. Getafe, Zenit büyük sürprizlere imza attılar.

Cosmin_Contra_celeb_Bayern_Munich_v_Getafe_766038

Leverkusen - Zenit : 1-4

Bayern - Getafe : 1-1

Glasgow - Lizbon : 0-0

Fiorentina - PSV : 1-1

FB - Chelsea : 2-1

Arsenal - Liverpool : 1-1

Roma - Manchester : 0-2

Schalke - Barcelona : 0-1

305327294

Buradan çıkan aslında şu; maçlarda tek golden fazla atan 3 takım var. Geriye kalan 13 takım en fazla 1 gol atmış. Dolayısıyla deplasman takımlarının daha üstün olduğu bir tablo var karşımızda. Rövanş maçlarında gol ortalamasının buradaki ortalamanın üstüne çıkacağını düşünmek için fazla hesaba gerek yok. 2. maçlarda yine sürpriz bir şekilde deplasmanda oynayacak takımların daha fazla gol bulması da kimseyi şaşırtmamalı. Turun belirleneceği dakikalar yaklaştıkça tempo ve hata sayısı artacak, yorgunluk ve stres üst seviyeye çıkacaktır. Bu da hataların gole dönüşmesinde büyük etken. İyi kontraatak yapabilen kadrolar; Arsenal ve Bayern gibi, bir sonraki maçlara dezavantajlı gidiyor görünseler de bunu tersine çevirebilecek güce sahipler, en azından kağıt üzerinde.

Not : Hazır Barça'yı satırlarımız arasına almışken, Fabregas'ın satışa çıkarılması halinde ilk satın alma opsiyonun Nou Camp'ta olduğu haberini ekleyelim.

Thursday, 3 April 2008

Buraya Kadar

FB Ülker'in Euroleague macerası bu akşam sona erdi. Solomon'un tek kişilik takım çılgınlığı yine iş yapar diye düşünürken Siena'nın nasıl bir takım oyunu oynadığını göz ardı edilmiş. Tek kazanç bu kadar genç bir takımla bu sene iyi bir derece ve üst düzey bir tecrübe kazanılmış olması. Seneye bir adım üstü için daha fazla umut olacak. Bir eksi puan ise tribünleri boş ve takımı yalnız bırakan taraftara. Çeyrek finaldeki tek 2-0'lık seri bu oldu. Diğer tüm seriler 1-1.

Revir

Bu hafta NBA'de geri dönüş haftasıydı. Pau Gasol, Elton Brand, Dirk Nowitzki, Gilbert Arenas ve Jermain O'Neal lige tekrar merhaba dedi. Hepsi takımları için büyük önem taşıyor. Aynı zamanda NBA için de. Bu sene bu kadar uzun seriler görmemizin en büyük nedeni kazanan takımların formundan ziyade bence nispeten zayıf takımların önceki senelerde gösterdikleri performanslarına ulaşamaması. Sürprizler eskisi kadar çok olmuyor. Lig hala çok kaliteli ancak yukarıda 5 takımın galibiyet yüzdesini doğrudan etkileyecek adamların ya takıma yeni katıldığını ya da sakatlıktan neredeyse sezon sonu çıktığını görüyoruz. Form tutarlarsa playofflarda normal sezondan çok daha çekişmeli bir maç trafiği yaşanması yüksek bir olasılık.

Git Artık

Barça'ya geldiğinde büyük yankı uyandırmıştı ama gidişi bundan çok daha sansasyonel olacak gibi görünüyor. Aslında o hala takımının en iyi oyuncusu ama oynamaya niyeti yok. Şampiyonlar Ligi ve İspanya Ligi şampiyonlukları sonrası ahenk bozuldu. Rijkaard ile sorunlar başladı. Hollandalı da onu yedek bırakmayı hak saymaya başladı. O günden beri Eto'o'nun sakatlığı ile beraber Barça'da işler yolunda gitmez oldu. Dedikodular bitmek bilmedi sorunlar başladıktan sonra. Önce Milan, sonra Chelsea, hatta Carlos'a göre Fenerbahçe bile muhtemel yönler arasındaydı. Son habere göre şu an Milano'da görüşmeler sürüyor. Hem Inter hem Milan ile. Gideceği yer neresi olur şimdilik bilinmez ama gitmesi Barça için en doğrusu olacak gibi görünüyor. Sakatlıkları kronik değilse Messi onlara yeter de artar bile.

Spor, Barış, Kardeşlik

Sadece Aurelio ...

Böyle başlamayı düşünüyordum yazıma. Sonra Volkan'ı da eklerim diye geçirdim aklımdan. Chelsea Kadıköy'deki 55.000 izleyiciyi umursamaksızın 60 dakika domine etti oyunu. Grant Chelsea'ye geldiğinden beri belki de taktiksel anlamda en büyük hamlesini yapıp Essien'i sağ beke çekmişti. Dünyanın en iyi orta sahası ne demek herkes gördü. Mourinho'nun neden Drogba'yı yanına almak istediğini daha net anladı. FB bırakın top yapmayı basacak yer bulamadı sahada. Chelsea öne geçtikten sonra da birçok pozisyon buldu, Drogba ve Ballack'la. Tur ve maç 0-2, 0-3 gibi bir skorla kayıp gidebilirdi. Olmadı. Volkan devleşti. Zico oyuna müdahale etti. Uğur yerini BJK maçının yıldızlarından Colin'e bıraktı. İ.Üzülmez'e hafta sonu haksızlık etmişiz. Colin Ashley Cole'u da perişan etti hızı ve gücüyle. Daha maça ısınmadan maçın FB adına tartışmasız en iyi, en diri ve en çok ayakta kalan adamı Aurelio'nun müthiş pasıyla buluştu. Sonunda Chelsea'nin en zayıf halkası Cudicini'yi deneme fırsatını bulur bulmaz da sonucunu aldı. Chelsea sezon başından beri nadir buluşturduğu ideal 11'i, daha doğrusu elindeki tüm yıldızları (Şeva hariç) sahaya sürmüştü. Rakip takım listesinde ise Deivid adını görünce en ilgi çeken nokta; ne kadar çok De Souza var demek olmuş olmalı ki, sol kanada geçer geçmez Moskova'da yaptığının daha güzelini yaptı Deivid kimse yetişemeden. En kritik anlarda yine ve yine sahada. Muhteşem bir şut. Daha 5. dakikada sakatlandığını hisseden ve sahada kalabilmek adına haklı olarak kendini zorlamayan Alex değil yine Deivid büyüdü sahada. CL'de bu sene 2 gol yiyen ve hiç yenilmeyen İngiliz ekibi evine mutsuz dönüyor. Önder'e anlamsız bir tepki geldi maç başında. Bu insanların artık stadlarımızda yeri yok. Ama onları sevindirecek bir avantajı var FB'nin Londra'daki rövanş için. Gökhan ve iyi hissederse Carlos Stamford Bridge'de yerlerini alacak. İşte bu Maviler için hiçbirşey ifade etmese de Sarı Kanarya için umut demek. Umuda yolculuk sürüyor.

Wednesday, 2 April 2008

Yanılgı

Herkes FB Sevilla'ya elenir diyordu. Olmadı. Şimdi herkes FB Chelsea'yi yener diyor. Duygularla hareket eden bir topluluk ülkemiz insanı. Sevilla'nın zaafları vardı. FB'nin iyi yönü ise hücum gücü. Dolayısıyla her ne kadar Sevilla'nın kanat akınları dezavantaj gibi görünse de Jimenez ve savunmanın zaafları, hatta biraz da şans turu getirdi. Bu seviyedeki maçlarda şans gerçekten önemli. Takımlar üst düzey konsantrasyonla sahada oluyor ve hatalar biraz da şansa kalıyor. Fabiano ve Kanouté, Drogba ve Anelka'dan çok daha kötü değiller. Sevilla orta sahası Chelsea'nin kat be kat altında değil. Yine de Chelsea'nin orta sahasını oluşturan isimler kağıt üstünde ancak uzayda geçilebilir. Fark yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Esas sorun savunmada. Chelsea savunması, daha doğrusu takım savunması Sevilla kentini üzen oyunculardan çok daha üstün. Belki de dünyanın en iyisi. Mavilere gol atmak oldukça zor. Ama ufak bir umut yine de görünüyor. Tottenham son lig maçında 3'ü duran toptan olmak üzere 4 gol buldu Chelsea karşısında. Biraz atmosfer, biraz Grant paniği sahayı karıştırdı. Sonuçta kağıt üzerinde Chelsea favori. Her iki maç için geçerli bu. Bu nedenle anlam veremiyorum oluşturulan atmosfere. 4 saat sonra inceleyecek farklı veriler gelmeye başlayacak elimize. Cesaret!

Tuesday, 1 April 2008

“Pédophiles, Chomeurs, Consanguins. Bienvenue chez les Ch’tis“

banderole_psg_lens080330_432

Geçen haftasonu Paris ekibinin Fransa Lig Kupası'nı kaldırdığını ve Lens'ı geçerek tarihine yeni bir kupa eklediğini taşımıştım bu satırlara. Ama bugün St. Germain taraftarının açtığı pankartı ve soruşturma açıldığını duyunca maça farklı bir açıdan bakmak gerektiğini düşündüm. Eskiden açılmış olan mental farkın Avrupa ile ortak alanda buluşmamıza daha fazla engel olamayacağı açık. Artık onlar da bizim gibi aşırı uçları benimsiyor ve buna engel olmak için çaba sarfetmiyorlar çünkü. "Pedofiller, işsizler, melezler: Kuzey'e hoş geldiniz"! İspanya'da Eto'o'ya yapılanlar hala hafızamızda taze. Fransa'da yaşanan ise çok daha sert çünkü artık renk ayrımı yerini sosyal sınıf problemlerine bırakıyor. Daha önce günler süren ayaklanma yine Fransa ile gündeme gelmişti. Sporda bu tip şeylerle karşılaşmak canını sıkıyor insanın. Sportif başarıları yazarken başarısızlıkları göz ardı ediyoruz bazen. Spor sonuçta bir mutluluk vesilesi. Bu günlerde ise bastırılmış derin kinleri kusma platformu!