Tuesday, 15 September 2009

CL Başlarken

CL'de ilk maçlar bu akşam oynanacak. Maalesef tek takımla, üstelik formsuz ve moralsiz bir takımla son 2 senenin finalistiyle evinde başlıyor olmak da tatsız. BJK'nin ve Mustafa Denizli'nin haddinden fazla gerginken bu maçla karşılaşmaları, çok az olan şanslarını daha da azaltıyor. Asıl eğlence ise yarın akşam. Inter-Barça karşılaşıyor. Ibra San Siro'ya dönüyor, Eto'o için intikam gecesi. Iniesta iyileşti, Marquez dönebilir, Chivu da yerini alacak son haberlere göre. Geçen senenin efsane takımı İtalyanların sevimsiz efsane forvetini alıp kendi evinde galip gelmeye çalışacak. Biz Eto'o'yu sevmiştik, artık hepimiz Katalan mıyız tartışılır!

15 Eylül Salı
(A) Grubu:
Juventus (İtalya) - Bordeaux (Fransa)
Maccabi Hayfa (İsrail) - Bayern Münih (Almanya)

(B) Grubu:
Wolfsburg (Almanya) - CSKA Moskova (Rusya)
Beşiktaş (Türkiye) - Manchester United (İngiltere)

(C) Grubu:
Zürih (İsviçre) - Real Madrid (İspanya)
Olympique Marsilya (Fransa) - Milan (İtalya)

(D) Grubu:
Chelsea (İngiltere) - Porto (Portekiz)
Atletico Madrid (İspanya) - APOEL (Kıbrıs Rum Kesimi)

16 Eylül Çarşamba
(E) Grubu:
Liverpool (İngiltere) - Debreceni (Macaristan)
Olympique Lyon (Fransa) - Fiorentina (İtalya)

(F) Grubu:
Inter (İtalya) - Barcelona (İspanya)
Dinamo Kiev (Ukrayna) - Rubin Kazan (Rusya)

(G) Grubu:
Stuttgart (Almanya) - Glasgow Rangers (İskoçya)
Sevilla (İspanya) - Unirea (Romanya)

(H) Grubu:
Olympiakos (Yunanistan) - AZ Alkmaar (Hollanda)
Standard Liege (Belçika) - Arsenal (İngiltere)

Daha Ne Yapalım!

Bunu da başardık, Sırpları da parkeye gömdük. İyi oynamadığımız, yıldızımızın söndüğü, serbest atış yüzdemizin süründüğü bir maçta uzatmaya gittik, üstelik hakem kararıyla maç uzadı, Hedo bir salise önce dokunsa maçı normal süre sonunda kazanıyorduk. Uzatmada rakibe sayı attırmadık, mucize gibi. Elemeler dahil 11 maçtır namağlup bir takım yaratmak kolay değil. Kimse ne Mehmet Okur'dan ne de Kaya Peker'den bahsetmiyor. Çünkü Ömer-Semih-Oğuz rakiplere kan kusturuyor. Kerem Tunçeri olgunluğunu ve Avrupa tecrübesini sahaya yansıttıkça takım ileri gidiyor, onu bile sevebilirim. Sırada Slovenya var, en zor maçımız olacak, çünkü çok fazla yıprandık. Kağıt üzerinde 2. turdaki en zayıf rakibimiz ama Lakovic, Lorbek ve Brezec oldukça etkili adamlar. Onlar rahat Polonya galibiyeti üzerine bize daha diri gelecekler. Hedo'yu dinlendirip rotasyonla çeyrek finale hazırlanmak lazım, bu kadar galibiyet çeyrek finalde anlamlı bir galibiyetle madalya şansına dönüşmeli. Çünkü tarihimizde hiç bu kadar iyi olmadık.

Wednesday, 9 September 2009

Bla Bla

  • NTVSpor Serie A'nın yayın haklarını aldı.
  • Sel, suçlama, vasıfsızlık, yetersizlik, Bosna beraberliği, Polonya galibiyeti hepsi boş.
  • Metropolü sel almış, kimin umurunda.
  • Ömer Aşık süperdi. İki pota altını da domine etti.
  • İngiltere Hırvatistan'ı hırpalamaya devam ediyor. 5-1!
  • Eto'o'yu Ibra'ya tercih edenlerdenim.
  • Hala deli gibi yağmur yağıyor.

Tuesday, 8 September 2009

Tevezsiz

Tevez Arsenal ve ManU maçlarında yok. Brezilya maçında sakatlandı. Ferguson'dan intikamı başka bahara kaldı.

Luca Toni

Oynayamazsam giderim diyor. Geçen seneki sakatlığın üzerine Gomez gelince takımdaki yerini kaybetti İtalyan. Sevdiğim adamlardan biridir, sonradan parlaması ilginçtir, Bayern'i bir seviye yukarı taşıdığını düşünürdüm. Artık solda Robben, sağda Ribery varken kim oynasa bol gol atar zaten. Toni de Gomez de Klose de. Hatta Podolski bile atabilirdi kalsaydı. Muhtemelen Van Gaal onu kadroya çok az alacak ve o da gelen teklifleri değerlendirecek. 32 yaşında İtalya'ya döner ancak, gidip Katar'da oynarsa silerim bayrak oyuncu listemden. Veron gibi olmalı yaşlandıkça...

Ender Arslan

Heyecanla oturduk televizyonun karşısına. İyi de başladık maça. Bu kadar sert savunma yaptığımıza uzun zamandır şahit olmamıştım. Hedo ve Ersan aldı götürdü skoru. Müthiş serbest atış yüzdemiz duygulandırdı. Senelerce kritik atışları kaçıra kaçıra öğrendik. 1 maçla sınırlı kalmazsa aşama kaydettiğimizin belgesidir. Ender 9/10, Hedo 5/6 attı. Yıldızımız bence Ender'di. Onun müthiş yetenekli olduğunu ancak hiçbir zaman gerçek bir patlama yapamadığını düşünüyorum. Tony Parker olamamasının sebebi belki de sertlik eksikliği. Çok benzetiyorum stillerini ama Parker çok daha cesur ve dirençli. Uzun rotasyonumuza rağmen çok verimli olamadık pota altında. İyi şut attık, Kleiza'yı durdurduk, Lavrinovic'e uyuz olduk, her pozisyona itiraz etmelerine fitil olduk, Murat abinin hakemlere giydirmesine güldük, ve maçı kazandık. Kazanınca sular duruluyor, rakip susup gidiyor. Sırada Bulgaristan ve Polonya var. 3'te 3 ile 2. gruba gidersek, çok büyük şansımız var. Üstelik İspanya kötü, diğerlerine daha dengiz. Bu gece rahat ve dinlenerek kazanmalıyız, Bulgaristan rakip olamamalı.

Monday, 7 September 2009

Devler

Sıkıştırılmış program Avrupa Basketbol Şampiyonası bu akşam başlıyor. 7-20 Eylül. Zımba gibi bir maçla, Litvanya'yla başlıyoruz. Onlar kağıt üzerinde eksik, Siskauskas, Jasikevicius yok. Bizde Kaya, Mehmet, Kerem Gönlüm yok. Hazırlık maçında İspanya'yı paramparça ettikleri için biraz korku salmış durumdalar kalplerimize. Onlarla turnuvalara başlamak adet oldu, iyi başlarsak iyi gidebilir. Nereye kadar gideceğimiz meçhul, iyi takımlar var. Hidayet'e güveniyoruz, genç uzun rotasyonumuz da iyi, Ersan etkili ama iyi bir şutörümüz yok. Savaşarak kazanmalıyız. Futboldan daha elit bulmuşumdur her zaman bu oyunu, ne de olsa salon oyunu...

Hey Gidi Veron

Adamın üzerinden futbol asaleti akıyor. 34 yaşında adam, Arjantin'in en iyisiydi Brezilya maçında. Sürat, teknik, oyun görüşü, şarap misali. Ortada topu alıp verirken 2 sarı formanın arkasında adam olduğunu biz televizyondan rahat görüyoruz da herkes göremiyor normalde sahada. Veron bunu gören adam, o yüzden özel. Arjantinlilerin sert futbolunu kadife Brezilyalılara göre daha Avrupai buluyorum. Bir de böyle delicesine teknik adam olunca yere sağlam basan keyif veriyor izlemesi. Arjantin'in biraz da eksik olmasından kaynaklı 1-3'lük mağlubiyette topu ileri götüren adamdı Veron. Kariyeri müthişti, ama İngiltere'de daha çok kalmasını isterdi gönül. Şimdi gözden uzaklarda, Estudiantes ile Libertadores'i alıp hayallerini gerçekleştirdi. Güzel şehirler görmüş, darısı başımıza.

Estudiantes
Boca Juniors
Sampdoria
Parma
Lazio
Manchester United
Chelsea
Internazionale
Estudiantes

Wednesday, 2 September 2009

Budur!

El Clasico, heyecanla seni bekliyoruz.

Barcelona


1 - Victor Valdes
2 - Dani Alves
3 - Gerard Pique
4 - Rafa Marquez
5 - Carles Puyol
6 - Xavi
8 - Andres Iniesta
9 - Zlatan Ibrahimovic
10- Lionel Messi
11- Bojan
13- Jose Manuel Pinto
14- Thierry Henry
15- Seydou Keita
16- Sergio Busquets
17- Pedro
18- Gaby Milito
19- Maxwell
21- Dmytro Chygrynskiy
22- Eric Abidal
24- Toure Yaya
28- Jonathan
32- Andreu Fontas
33- Marc Muniesa
35- Jeffren Suarez

Real Madrid

1 - Iker Casillas
2 - Alvaro Arbeloa
3 - Pepe
4 - Sergio Ramos
5 - Fernando Gago
6 - Mahamadou Diarra
7 - Raul
8 - Kaka
9 - Cristiano Ronaldo
10- Lassana Diarra
11- Karim Benzema
12- Marcelo
13- Jerzy Dudek
14- Jose Maria Gutierrez ‘Guti’
15- Royston Drenthe
16-
17- Ruud van Nistelrooy
18- Raul Albiol
19- Ezequiel Garay
20- Gonzalo Higuain
21- Cristoph Metzelder
22- Xabi Alonso
23- Rafael van der Vaart
24- Esteban Granero
25- Antonio Adan

Kargaşa

Anlaşılması zor ve kuralsız bir ülkedeyiz. Göz göre göre Ankaraspor'u bitirip (ki 1. ligde olmalarına kılım belediye takımlarının) Ankaragücü'ne peşkeş çekiyorlar. Transferin son gününde Mehmet Çakır, Hürriyet (takım kaptanı), Risp ve Muhammed Hanefi Ankaragücü'ne 2 senelik kiralık olarak geçtiler. Daha önce de stoper Ediz transfer olmuştu. Gökçek'lerin Cemal Aydın'la olan işbirliği ortada, ama federasyonun bu tip bir olaya göz göre göre izin vermesi anlaşılmaz. Aslında bununla ilgili bir yaptırım mümkün mü o da bilinmiyor. Küçük Gökçek, Ankaraspor başkanıyken gidip Ankaragücü'ne de başkan oldu. Haftasonu Ankaraspor sahaya sarı lacivert formalarla çıktı neredeyse. Sonuç olarak hiçbirşey değişmeyecek, Ankaraspor 2 seneye küme düşecek, Ankaragücü de Avrupa kupalarına belki katılacak bir takım olacak. Tuhaf.
GS'nin transfer harekatı son ana kadar devam etti. Manisasporlu Ufuk, M.Güven-Orkun-Yaser karşılığında alındı. Kasımpaşa, Azar Karadaş-Koray Avcı-Murat Erdoğan'ı aldı. Sivasspor bir yabancı daha deniyor, kaçmazsa Gabonlu da iyidir.

Tuesday, 1 September 2009

Robben?

Bu adam ne ara ayrıldı Madrid'den? Neden ayrıldı? Hadi Sneijder'i anladım, orta sahada adam çok, ama kanatta Robben gibi adamı neden gönderir Madrid anlaşılmaz. Muhtemelen Cruyff'a inat, Hollandalılara gider yapıyorlar. Drenthe duruyor, Robben yok. Elde para eden tek o kalmıştı, Bayern Ribery gider diye müthiş adam aldı. Zaten Wolfsburg'a patladı, 2 gol attı, Bayern galip geldi ilk kez. Üst düzey bir adam, hayırlı olsun Bundesliga'ya. Van Gaal artık notlarını daha iyi alabilir Robben'i izlerken. Seviyorum TRT1'de Alman Ligi maçlarını.

Thursday, 27 August 2009

Gökhan Gönül

Zico'nun onu ilk sahaya sürdüğü PSV maçında bu adam olacak çocuk dedirtmişti kendine. Metin Diyadin onu FB'ye önerdiğinde kimse bu kadar büyük bir yıldız çıkacağını düşünmemişti. Her gün üstüne koyuyor, yorulmuyor, sızlanmıyor, sakatlanmıyor, tekme yiyince rakibe saldırmıyor, hakemle uğraşmıyor, kart görmüyor. Şu an Türkiye ve Avrupa'daki en iyi sağ beklerden biri. Milli takımda Arda kadar kıymetli bir adam. Mevcut FB kadrosunun yerli yıldızı o demek artık onu tarif etmekte yetersiz kalıyor. O şu anki kadronun yıldızı. Alex dönene kadar tabii.

Wednesday, 26 August 2009

La Liga Başlarken

Vakit geldi. Bu haftasonu El Clasico'ya giden yol açılıyor. Madrid ve Barça'nın kapışmasına renk katacak birçok takımla beraber La Liga bu sezon PL'in tahtını sallamaya aday. Serie A'yı bitiren ve PL'i zayıflatan İspanyol devleri iki rüya takımla sahada olacak. Barça'nın geçen sezon gerçekleştirdiğini belki de bir daha kimse başaramayacak, kendisi bile. Bu iki takım yetmezmiş gibi Atletico Madrid, Valencia, Villareal, Sevilla gibi birçok güçlü ekip de bu ligde. Yayınlanmayan Serie A'nın yerini Bundesliga alırken, La Liga bizleri bekliyor.

29 Ağustos Cumartesi
21:00 / Real Madrid-Deportivo (NTV - CANLI)
23:00 / Zaragoza-Tenerife (NTV - CANLI)

30 Ağustos Pazar
18:00 / A.Bilbao-Espanyol (NTV - CANLI)
20:00 / Valencia-Sevilla (NTV - CANLI)

31 Ağustos Pazartesi
23:00 / Barcelona-Sporting (NTV - CANLI)

Sunday, 23 August 2009

Carlton Cole'un Dramı

Lideri evinizde ağırlıyorsunuz. Müthiş bir golle takımınızı 1-0 öne geçiren adamsınız. Milli takıma girmeye can atıyorsunuz, Capello tribünde. Geri koşuyorsunuz savunmaya yardım için, topu alıyor ve stopere geri pası veriyorsunuz. En azından verdiğinizi zannediyor ve Defoe'ya gol asistini yapıyorsunuz. Üstelik rakip hiç iyi oynamıyor. Sonra 1 gol daha ve maçı kaybediyorsunuz. Sırf can sıkıntısı...

Elano - Vedat Milor

by EA

The Way We Were

memories
like the corners of my mind
misty watercolor memories
of the way we were
scattered pictures
of the smiles we left behind
smiles we gave to one another
for the way we were

can it be that it was all so simple then
or has time rewritten every line
if we had the chance to do it all again
tell me - would we? could we?

memories
may be beautiful and yet
what's too painful to remember
we simply to choose to forget

so it is the laughter
we will remember
whenever we remember
the way we were

so it is the laughter
we will remember
whenever we remember
the way we were

Friday, 21 August 2009

İyi ki...

  • Amerikalı değilsin.
  • Laubalisin.
  • Cıvıksın.
  • Dalga geçiyorsun.
  • Çok iyisin.

UEFA

2 takım beklenen sonla kapadı geceyi. Kadro yapısı ve tecrübesiyle ne Sivas'ın ne Trabzon'un bir üst tura geçmesi, bu rakiplere karşı, imkansızdı. İyi bir Fransız ekibi (ligde üst ve orta sıralarda) karşısında 3 büyükler harici şansımız olduğunu düşünmüyorum. Lucescu'nun da CL ön elemesi faciası sonrası Sivas'ta rahat maç çıkarmaması sürpriz olurdu.
Gelelim kazananlara. GS zayıp rakipler karşısında o kadar iyi hücum ediyor ki, her maç minimum 4 gol atacaklardır. Keita'nın dikine oyunu takımı sürüklüyor ve yeni transfer takımı bir üst seviyeye taşıdı. Zaten iyi kadronun üzerine eklenen Keita ve Elano, çok çok iyi bir hocayla gerçekten heyecan veriyor. GS'nin bu sene bu kupanın en üst turlarında göreceğimiz güçlü takımlarından biri olduğunun altını çizmek gerek. Messi'yi ters kanatta oynatarak efsane yaratan teknik ekip Arda'yı ortaya çekerek ona bir yön daha kattı ve Arda müthiş oynuyor. Oynadıkça ilerliyor ve kanat oyunculuğunu liderliğe çeviriyor. Bu maçlar ölçü değil ama GS gümbür gümbür iyi takımım diye geliyor. Bence sıkıntı iyi takımlara karşı takım savunması, savunmadaki bireysel hatalar ve yedek kalmaktan mutsuz olacak olanlar.
FB'de ise sakatlıklar aslında dün geceki galibiyetten daha önemli bir konu. Deniz ilk 11 başladığı maçta adale sakatlığı yaşayıp yerini Önder'e bıraktı. Mehmet Topuz, Alex ve şimdi de Deniz. Ortada bir sorun var ve sezon başında tespit edilmesinde fayda var. Maça gelirsek; ilk gol formu yükselen Kazım'ın ortasına güzel bir pasla ne sol açık ne sol bek olan Dos Santos'a gol attıran Güiza'nın. Gol yememiş olmak iyi bir gösterge ama takımın daha zamana ihtiyacı olduğu açık. Yedekleri daha iyi kullanmak şart. Özellikle Özer ve Mehmet Topuz verilen paraya ve emeğe değmeliler. Harcanırlarsa büyük kayıp olur. Takımın Türk oyunculardan alacağı verim bu sezonki başarı grafiğini belirleyecek. Üstelik ezeli rakip ses getiren transfer ve hocasıyla sağlam ilerliyorken...

Thursday, 20 August 2009

Zimbra

Google readerda takılırken bir röportajda gözüme çarptı. Firefox'un elemanlardan biri hayatımı bununla yönetiyorum deyince hemen baktım. Outlook'un yeni alternatifi, Mozilla destekli Yahoo şirketi. Ben hafif Outlook Express tadı aldım. Task management ve online takvim işinde epey ileri gitmişler. Eli yüzü fena değil, ücretsiz, yükleyip denemek lazım ama gmail varken yemedi gözüm. Bakalım tırmalıyorlar, nereye varacak görürüz.

http://www.zimbra.com

Bobo vs. Sanogo

Yerli yıldızları kuruttuğumuz yetmiyormuş gibi artık ligimizdeki yabancıları da öldürüyoruz. St. Etienne Gomis'i Lyon'a sattıktan sonra forvet arayışlarını sürdürüyordu. Bobo olmayınca ya da kendisi-kulübü sorun çıkartınca Bremen'li Sanogo'yu aldılar. Bremen varını yoğunu satan ve eskilerini geri alıp orta sıralarda takılmaya çalışan bir takım hüviyetini aldı. Pizarro ve Borowski döndü, Diego ve Sanogo gitti, gerçi Sanogo çok oynamıyordu. Ümitlerini Mesut'a bağlamış durumdalar, Schalke'nin tersine şampiyonluk hedefinden çok uzaktalar.

Sürpriz

Burnley daha önce de bu satırlara girmişti. FA Cup'da ortalığı birbirine katıp Fulham ve Chelsea'yi elemişler, ardından 2-0 yendikleri Arsenal'e 3-0 mağlup olup finalden olmuşlardı. Şimdi PL'deler ve ilk galibiyetlerini ManU'ya karşı aldılar. Müthiş bir golle. ManU'nun bu sene tatsız bir dönem geçireceği aşikar. Toparlayıp uzun galibiyet serileri oluşturmalarını beklemiyorum, çünkü o kadar güçlü değiller. Yine de dilimi ısırayım, Fergie'dir ne yapsa yeridir!
Diğer taraftan L'pool ve Tottenham gollü galibiyetler almış. Gerrard'ın sağ açıktaki bilek ve vücut çalımları ile Defoe'nun 4 gollü (sonuncu gol halı saha golü) müthiş gecesi ortalığı karıştırmış. Tottenham lider, takım daha tutarlı ve Modric iyi oynuyor. Yeni transferlerin çoğu yedek, Bentley, Pavlyuchenko, Crouch sonradan giriyor. L'pool'a dönersek, maçta Reina'nın kurtarışı efsane bir hareketmiş, kaçırmamak lazım. Glen Johnson'ın golü de fena değil.

Wednesday, 19 August 2009

Huh!

L'pool haftasonu çarpışmaya kurban verdiği stoperlerin yerini doldurmak için enteresan bir adam aldı. Benitez'e verilen 2 milyon sterlinlik son transfer limiti ancak böyle kullanılırdı. FB maçlarından (Frankfurt) hatırlıyoruz Kyrgiakos'u. Sert, uzun saçlı, iri, kavgacı, sinir bozucu bir adam. İyi savunmacı. Hava toplarında etkili, Birleşik Krallık'ta hala aranan özellik. Rotasyonda ihtiyacı olacağını düşünen Rafa'ya hak vermek lazım. Ama Carragher ve İskandinavlar sağlamken kadroya giremez.

Hoşçakal Edu

Bence çok iyi adamdı. Luciano'dan daha iyi savunmacıydı. Lugano ile birlikte CL'de çeyrek final oynanan sezon hatalar yapsa da hava toplarında Avrupai seviyedeydi. Sakatlanmasa hala bu takımda olur muydu bilmiyorum. Tuhaftır; kaderi yerine geldiği Luciano gibi oldu. Sakatlanmış ve ülkesine dönmüştü Brezilyalı. Yerimi en iyi o doldurur demişti Edu için. Hücumda dolduramasa da savunmada iyiydi. Lugano ve Bilica'da olmayan tek özellik vardı onda, topu oyuna sokabiliyordu. Ayağı yontulmuştu bir savunmacı olarak bakıldığında. Orta saha ile pas alışverişinde partnerlerinden hep daha iyiydi. Şimdi savunmanın bu yönü daha eksik kalacak ama sert ve diri bir ikili onu aratmayacak gibi duruyor. Bilerek tekme atmayan, hakemle oynamayan, kavga etmeyen, nadir kızan, sevimli adamdı. Ben sevmiştim, gitmesine üzüldüm ama başka çare yoktu. Umarım yolu açık olur.

Monday, 17 August 2009

Gece Mesaisi

Kaçan maçların özet koşturması geceyi uzattı doğal olarak. FB ve GS'nin diğerlerini uzak ara ezeceği açık lig başlangıcının yanı sıra PL başlangıcı da keyif vermiş. Arsenal'in çocukları 6'lı bira açmışlar Moyes'e. En çok Eduardo'nun golünde Arshavin'in top üzerindeki balesini sevdim. Fabregas'ı oldum olası sevmemişimdir, yavaş, na-estetik geliyor bana o adam. Xavi-İniesta tevekkeli dışlamışlar adamı. L'pool yine hayal kırıklığı ve toparlanan Tottenham'a mağlup, ön liberosuz arka taraf açıkta kalmış, oyun kuramaz olmuşlar. ManU ve Chelsea klasik galibiyetlerde. Almanya'da Schalke ve Magath iyi başladı, Bayern tekliyor, Mesut müthiş gol attı. TRT1'de Bundesliga yakışıklı durmuş, ten uyumu yakalanmış. Yavaş yavaş başlıyor ligler, heyecanlar, keyifli haftasonları. Ramazan da erken geldi ama hadi hayırlısı.

Zeytin Ağaçlarının Altında

Güzeldi. Huzurlu, lezzetli, eğlenceli, keyifli. Ne sıcak ne soğuk bir yaz günü. Mangalda sucuk ve köfteler, üzerine soğanlar ve domatesler, hatta biraz da tavuk. Tarladan toplanan domatesler hem de. Körpe biberler. Mısırlar kaynıyor bir yanda, patlıcansız kalmanın üzüntüsü tek noksan. Verilmemek üzere alınan keyifli kilolar, girilemeyecek kadar soğuk bir deniz ve onun ciğerlere çekilen kokusu. Yazlık dediğin nedir ki; şortla gezebileceğin, mangal yelleyebileceğin, dondurma yiyebileceğin deniz kenarı işte. Sevgi ve yemek güzel olunca pek lezzetli pişiyor. Tadı damağımda kaldı. Ama kalbim hala Ege'yi istiyor...

Wednesday, 5 August 2009

Edu Nasıl İyileşti?

Sözleşmesi feshedilecek söylentileri çıkınca apar topar Brezilya'dan gelip antremana çıkması oldukça garip. 2-3 ay daha sahalara dönemeyeceği söylenen Güney Amerikalı, birdenbire fedakarca geri döndü. FB'nin görünen tek eksik noktası olan savunmanın göbeği Edu'nun geleceğine bağlı. Kendisi de sakat Luciano'nun sözleşmesi feshedilerek gelmişti. Luciano, "yerimi daha iyi doldurabilecek tek isim Edu" diyerek gitmişti. Lugano'nun yılan hikayesine dönen transfer belirsizliği, Bekir'in Yasin'i aratmayışı, Edu'nun sakatlığı, Önder'in parlaması (milli takıma çağırıldı) sarı lacivert savunmanın en büyük derdi. Daha da önemlisi, Bilica serseri mayın misali her maç çift dalıp oyunda takıma katkı yapmamaya devam ederse Daum'un takım savunması sene sonunu getiremez.

Fabian Delph

Leeds PL'e çıkamayınca takımın en parlak gencini üst sınıftakiler kapışmak için sıraya girdi. Leeds orta sahasının genç millisi Aston Villa'nın yolunu tuttu. City de onu almak istiyordu ama bence, kendi tercihi mi değil mi bilinmez, geleceği için doğru yere gitti. PL kaybettiği yıldızlarını yerli gençleri parlatarak unutturabilir.

Galacticos

Bu sezon transfer piyasasını birbirine katan Madrid sonunda Xabi Alonso'yu da L'pool'dan koparmayı başardı. 35 milyon euro. Benitez'in tüm ısrarlarına rağmen Xabi hayallerinin peşinden gitti. Aylar önce takımdan ayrılmayı kafama koymuştum der. Madrid geçen seneki Barça şovuna Xabi Alonso transferiyle son cevabını vermiş oldu. Şimdi El Clasico'yu bekleme zamanı. Xabi geçen sene CL'de 4 attığı Madrid'e nasıl uyum sağlayacak acaba? Benitez geçen sene Barry'yi alıp onu göndermeyi düşünürken zaten kalbini kırmıştı, şimdi kıymete bindi ama nafile. Real Madrid en zayıf noktasını, üstelik bir İspanyolla takviye ediyor.