Friday, 4 February 2011
Friday, 21 January 2011
Naumoski’ye Selam
Tecrübe böyle birşey. Maçın en kritik anında el yakan topta 3’lüğü atmak tecrübe. O 3’ü atacak adamı da doğru rotasyonla o anda sahada tutmak bambaşka bir tecrübe. Atan Jasikevicius, tutan Spahija. TOP16 öncesi ara transferde kritik yere böyle adam almak büyük iş. Aslında Olympiacos maçı deplasmandaki Barcelona maçına çok benzer seyretti. İlk iki çeyrek dengeli, 3. çeyrekte sallanan maç son çeyrekte yine muazzam oyunla galibiyeti getirdi. Ukic ve Tomas maçı sürükledi ve sonunda eleştirmek için fırsat kovaladığımız May, Ömer ve Jasikevicius maçı bitirdi. Kaya Peker’in teknik faulü geleneksel Yunan deplasmanına giden Türk takımını bitirirdi ama mevcut FB Ülker takımı oldukça diri. Geri dönebiliyorlar. Gerektiği yerde maçı koparabiliyorlar. Seri yakalayabiliyorlar. Yıldızlar kenardayken bench çok iyi iş çıkarıyor. Emir bile silkelenip maça damgasını vurdu. Kötü oynayan oyuncu neredeyse yoktu. Teodosic’i sahadan yine sildik. Turnuvanın favorilerinden birini daha kendi evinde, üstelik Barcelona’ya yaptıkları gibi serisini bitirerek, yenilgiyi tattırdı sarı lacivertliler. Naumoski’li Efes Pilsen’den bu yana takım savunması bu kadar can sıkan bir takım daha izlemedim. Bu galibiyet belki de Final 4 demek. Şimdi keyifle Madrid derbisine göz atalım…
![]()
Tuesday, 11 January 2011
Black Swan
25 Şubat’ta vizyonda, yılın en iyi filmlerinden biri deniyor… Natalie Portman’ın en iyi oyunculuk performansı olduğu konusunda söylentiler var. Peh, Obi Wan duymasın.
Monday, 10 January 2011
CR7
Messi Messi diyip duruyoruz ama ben bu adamı daha çok seviyorum sanırım. Dark Side’ın da bir lordunu çarpışırken görmek güzel. Villareal maçında gerçekten insan olduğundan şüphelendiğim bir performans izledim CR7’den. 3 gol ve bir asist. 2. ve 3. gollerdeki enerjisi tek başına yetebilir Madrid’e. Son asisti, geri dönen Kaka’ya; “bak birader biz böyle oynuyoruz buralarda” der gibiydi. 3. goldeki tartışmaların hiçbir anlamı yok bence. Ronaldo bu maçı tek başına alabilirdi ve aldı. Sürat, kafa, çalım, şut, asist, sertlik, dinamizm… Herşey var. Üstelik Xavi ve İniesta’sı yok. Yürüyedur Real Madrid, Barça’dan sıkıldım.
Serie A’da nadir görülen skorlardan birisi; Milan-Udinese 4-4 bitti. Inter 1-2 kazanırken, Uruguay’ın parlayan yeni yıldızı Cavani Juve’ye acımadı. Hat-trick ve acımasız kafa golleri. German Denis nerelerde acaba diye merak ederken boşuna herkes Cavani’yi konuşmuyormuş. Forlan’dan sonra mahallenin yeni çocuğu Cavani her gün daha da iyiye doğru gidiyor. FA Cup’ta ise Dalglish ilk maçında Berbatov’un palavra penaltısıyla maçı kaybetti. Kop Webb’e söverken, Gerrard kırmızı kart gördü, Giggs hala oynuyor. Ligler yaklaşıyor, maçlar güzelleşmeye başladı.
Sunday, 9 January 2011
Breaking News
- Dzeko 32,5 milyon Euro’ya Manchester City’de.
- Quagliarella sezonun kapatınca adamım Luca Toni Juve’de.
- Hodgson Liverpool’dan ayrıldı, efsane Dalglish sezon sonuna kadar takımın başında.
- United’lı Macheda kiralık olarak Sampdoria’da.
Friday, 7 January 2011
Punisher
Giovinco kiralık olarak gittiği Parma’da kendi takımını darmadağın etmiş dün. Bidon Melo kırmızıyı 17. dakikada görünce Parma almış sazı eline Torino’da. Giovinco’nun 2 golüne yaşlı kurt Crespo da eşlik etmiş. Adam hala zımbalıyor. 4-1.
Chelsea-Liverpool yine mağlup, Ancelotti ve Hodgson’a yol göründü. Inter ve Milan galip, Leonardo ve Cassano galibiyetle başladılar.
Thursday, 6 January 2011
Seth Godin
Two things are always not true:
Everyone likes this.
No one likes this.
Sorry.
If you try to please everyone, the few you don't delight will either ruin your day or ruin your sense of what sort of product you should make.
And if you believe the critic who insists that no one is going to like what you made, you will walk away from a useful niche.
One other thing: Sometimes it's easy to confuse, "the small cadre of people I want to impress because my ego demands that this 'in' group is important," with "everyone." They're not the same.
Wednesday, 5 January 2011
Transfer
Colin Kazım’ın FB ile sözleşmesini feshetmesinden dakikalar sonra GS’ye imza attığı haberi geldi. GS taraftarını çıldırtmaya mı çalışıyorlar yoksa şapkadan tavşan mı çıkaracaklar göreceğiz. Kazım FB kariyerinin ilk döneminde Zico’yla gerçekten güçlü ve Avrupai bir top oynadı takımında. Yadsınamaz performanslara imza attı, potansiyeli olan bir oyuncu. FB ile yaşadıklarından sonra bu ilişki yürüyemezdi. GS’nin ne kadar doğru ya da yanlış bir iş yaptığını ancak önümüzdeki sezon anlayabiliriz. Milli ve genç bir oyuncu…
GS FB’den ayrılan Kazım’ı alırken, Cem Sultan da benzer şekilde FB ile görüşüyor. Baptista da 2m Euro’ya Malaga’da. Higuain’in ameliyat olup sezonu kapatma tehlikesi üzerine de Madrid Adebayor’u kiralayabilir haberleri var.
Tuesday, 4 January 2011
Euroleague Gruplar
E GRUBU
1- PANATHINAIKOS
2- CAJA LABORAL
3- UNIJACA MALAGA
4- LIETUVOS RYTAS
F GRUBU
1- MACCABI ELECTRA
2- UNION OLIMPIJA
3- BARCELONA
4- LOTTOMATICA ROMA
G GRUBU
1- MONTAPASCHI SIENA
2- REAL MADRID
3- EFES PİLSEN
4- PARTIZAN
H GRUBU
1- OLYMPIAKOS
2- FENERBAHÇE ÜLKER
3- ZALGIRIS KAUNAS
4- VALENCIA
Özil
Getafe maçının gollerini izlerken Real Madrid’in 2. golünü atan kim diye ilk başta anlayamadım. Yakın çekime geçince Mesut olduğunu farkettim ve mutlu oldum. Ara pası 2 kişinin arasından önüne yumuşakça alıp kaleciyi yatırmış ve zor bir açıdan ince bir vuruşla golü yapmış Özil. Madrid’in 3-2 aldığı maçta Getafe’nin ilk golü Mourinho’yu delirtmiş olmalı. Mesut Özil iyi de bu kadar gol yiyen Mourinho takımı görmedim ben…
Monday, 3 January 2011
20 Minutes of Facebook
Event invites sent out: 1.5 million
Wall Posts: 1.6 million
Status updates: 1.8 million
Friend requests accepted: 1.97 million
Photos uploaded: 2.7 million
Comments: 10.2 million
Messages: 4.6 million
Sunday, 2 January 2011
Come Backs
Chelsea Ancelotti’yle cicim aylarını çok çabuk tüketti. Geçen sezon gelen net şampiyonluk sonrası bu sene tel tel dökülüyorlar. Aston Villa ile muhteşem bir maç oynadılar. Öne geçtiler, geri düştüler ve sonunda Villa beraberliği aldı gitti. Chelsea Abramovich döneminde ilk defa bu kadar aşağılarda, 5. sıradalar, son 6 maçta 4 beraberlik-1 yenilgi-1 galibiyet. Liverpool da son saniyede Joe Cole’un golüyle geriden geldiği maçı 2-1 aldı, Cole’un ilk Liverpool golü.
1-0 : 23’ Lampard (penaltı)
1-1 : 41’ Young (penaltı)
1-2 : 47’ Heskey
2-2 : 83’ Drogba
3-2 : 89’ Terry
3-3 : 90+2’ Clark
Thursday, 30 December 2010
Andy Carroll
PL özetlerinde Newcastle maçlarında gözüme çarpan iki adam var. Biri Kevin Nolan; 4 numarayla sahaya çıkan kaptan çok sık gol atıyor. 10 sene Bolton forması giyen Liverpool doğumlu Nolan, 2009’dan beri Newcastle’da. Diğeri ise 9 numaralı sırma saçlı forvet; Andy Carroll. İnce ve uzun fiziği bir kenara, sol ayağını ilginç kullanan bir adam. Uzaktan şutları etkili. Newcastle küme düştüğünde Viduka, Owen ve Martins siyah beyazlılarla yollarını ayırırken, Shola Ameobi (CM’de iyi iş görür genelde) ile iyi bir ikili olmuşlardı. Şimdi parlamaya başladı. Geçen sezon 42 maç 19 gol, bu sene 20 maç 11 gol. Milli takıma da çıkan Carroll’ın talibi tabii ki City…
Taş Adam
Hocayı seviyorum. İşini iyi yapıyor, disiplinli ve karizmatik. Dünkü GS mağlubiyeti sonrası yaptığı açıklamaların ardından daha da çok sevdim. Yürüyedur Neven Spahija…
“Maçın en önemli noktalarından biri Ömer'e çalınan faul ve bana çalınan haklı teknik fauldü. Pınar Karşıyaka maçında da benzer şeyler oldu. Ama en büyük fark Pınar Karşıyaka maçında çok iyi oynadık, ama bu maçı kazanmayı hak etmedik. Oktay Mahmuti ve Galatasaray'ı tebrik ediyorum.”
Arshavin
Fena yapıştırmış. Chelsea galibiyeti sonrası olmamış bu beraberlik. Liverpool mağlup, Chelsea sonunda galip. Happy christmas.
Wednesday, 29 December 2010
Parayla Saadet
City Villa’yı 4-0 ile geçti. Son 5 maçta 4. galibiyetleri. Chelsea ve ManU’nun puan kaybettiği haftada yukarıya doğru tırmanıyorlar. 3 gol serseri Balotelli’den.
Monday, 6 December 2010
Thursday, 7 October 2010
Serie A
Geçen sezonun Avrupa Şampiyonu Inter’i, Rafael Benitez’i, Ibrahimoviç ve Robinho’yu alan Ronaldinho’lu Milan’ı, ayağa kalkmaya çalışan Juve’yi, Napoli’yi, canım Parma’mı, Lazio-Roma derbilerini izleyemiyor olmak çok yazık. Parası neyse aramızda toplayıp şu maçları alsak mı? Hadi!
Wednesday, 6 October 2010
Canım Türkiye’min Çözemedikleri
- Bülent Uygun’un yarın hangi takımla anlaşabileceği
- Mesut Özil’in neden bizi tercih etmediği (Mesut gol atarsa napar o da onu bilmiyormuş!)
- Arda Turan’ın neden sakatlandığı
- Nuri Şahin’in Almanya maçında oynayıp oynamayacağı
- Elano’nun nerede saklandığı
- Alex’in FB’deki geleceği
Açlık, susuzluk, yolsuzluk, ölüm, deprem değil derdimiz. Milyon dolar kazanan gençlerin derdine düştük cümlealem. I love football…
Sıradaki?
Liverpool’un yeni sahipleri beyzbolcu. Boston Red Sox’ın sahipleri takımı Tom Hicks ve George Gillett’ten satın aldı. Amerikalılar şu işe girmeseler olmaz mı!
Saturday, 2 October 2010
Ortaya Karışık
Fenerbahçe’nin Pierre’den sonra bir türlü kimyasını tutturamadığı Alex’in yanındaki santrafor, sonunda Senegalli Niang’da vücut bulmuş gibi. Karşı karşıya gol atabiliyor olması, fiziksel gücü, çalım atabilmesi, sırtı dönük topu tutup dağıtabilmesi, kısa-uzun pas atabilmesi çok yönlü santraforun sarı lacivert kadroya ihtiyacı olan derinliği vereceği kesin. İdeal kadronun şu dönemde Volkan-Gökhan-Lugano-Yobo-Caner-Dia-Emre-Topuz-Stoch-Alex-Niang olduğu söylenebilir. Ancak kadronun Avrupa’da olmaması büyük kayıp. Takım olma yolundaki tecrübenin daha kısa sürede kazanılması şansı kaçırılmış durumda. Aykut Kocaman istediklerini belki de bu maç programıyla daha kolay yapabilir. FB dışında ortaya karıştırılması gereken birkaç konu daha var. Mainz’ın Almanya’da yakaladığı seri, Houllier’nin Aston Villa’yla İngiltere’ye dönüşü, Van der Vaart’ın Tottenham’da Alex pozisyonunda ilk 11 çıkması, Mourinho’nun basınla olan gerginliği. Yazmak zor iş, zor günlerde çok daha zor.
Monday, 26 July 2010
Monday, 19 July 2010
Red Cole
Müthiş transfer. Liverpool’un ihtiyacı olan dinamizm ve yaratıcılığa sahip adam. Üstelik bedelsiz. Joe Cole Liverpool’da üst düzey oyunculardan biri olacak ve ilk 11’in değişmezi olacaktır. Kırmızılardaki yetersiz üst düzey ayak sayısını arttıran bu transferle, Hodgson kanatta ve ön ortada dünya çapında bir kalite almış oldu. Rafa’nın son 3 senede yapamadığı kalitede bir transfer belki de. Gerrard ve Torres için güzel haber, Kop için önemli gün.
Monday, 28 June 2010
German Spiele
Evet yine Almanlar kazandı. Capello bile İngilizlerin makus talihini çevirmeyi başaramadı. Maça rezalet başladılar, nedense uzun toplarla oynamak gibi dahiyane bir taktikle başladılar. Savunmanın göbeğinde Rio Ferdinand'în eksikliğini pahalı ödediler; Neuer’in aut atışında Upson Klose’yi kaçırdı ve Alman golcü fırsatı harcamadı. Bu adamın bu kadar etkili olmasına inanamıyorum. İtalyan Schillaci’yi hatırlatıyor bazen. Münih’te kötü bir sezon geçirmiş olsa da milli takımda inanılmaz etkili. Zaten Löw, Podolski-Klose gibi sezonu kötü geçiren adamlardan müthiş performans almayı başaramasa bu kadar etkin olamazlardı. Müller bana Anreas Möller’i hatırlatıyor, tipik Alman topçusu. 2-1 iken çizgiyi geçen topu yan hakemin o sırada görmesi imkansızdı, çünkü neredeyse orta sahadaydı. Belki orta hakem sezebilirdi, ama olmadı ve yıllar önce kupayı getiren golün bedeli İngilizlere pahalıya patladı. 4-1 ağır sonuç. Capello’nun canı yarın İngiliz gazetelerinde bolca sıkılacak, ama İngilizler senelerdir bir kaleci yetiştirememeye takmalılar kafayı. Almanlar sonraki turda Arjantin’in rakibi. Güzel maç, umarım Almanlar kazanmaz, umarım Maradona da kazanmaz… Sahi Rooney diye bir çocuk vardı, noldu?
Thursday, 29 April 2010
Revenge!
![]()
Sneijder, Eto’o, Mourinho, Robben, Chelsea, hepsinin intikamı alındı dün gece. Sevdiğimiz Nou Camp’ta Mourinho’nun galibiyet koşusuna fıskiyelerle engel olmaya çalıştı Katalanlar. Kaybetmeyi onurlarıyla yaşayamadılar. Van Gaal ve Bayern’in rakibi oldu Inter. Piqué’nin golü ofsayt gibi, ikinci golü biraz hakem yedi, biraz el var. Eto’o’yu verip Ibra’yı alanlar değil, Mourinho kazandı. Motta Barça’da büyüyen bir adamdı, ortalığı karıştırdı, Pedro hem kendini attı hem Motta’yı attırdı. İtalyanların savunması İtalyansız ama onlar gibiydi. Müthiş bir kalecileri var, Julio Cesar Messi’nin geçen günlerde attığı golün aynısını uzayarak çıkardı alt köşeden. Herkes nedense Barça’nın pas sayısının ve yüzdesinin üstünlüğünden bahsediyor. Inter’in savunmasının kalitesinden ya da Barça’nın zaten Barça gibi oynanarak yenilemeyeceğinden değil. Barça böyle yenilir, geçen sene Chelsea çok yaklaşmıştı, sayısız kez deneyenler oldu, Arsenal gibi takımlar harcandı ama Inter başardı. Finali sonuna kadar hakettiler. Epeydir emin olduğum tek şeydi bu eşleşmenin galibi. Eski günlerdeki gibi; Inter-Bayern finali. Mourinho tekrar almalı kupayı, Inter de makus talihini yenmeli. Sonra da Katalanların nefret ettiği adam Madrid’in yolunu tutmalı. Zanetti bu finali hakeden emektar adamdır. Real Madrid taraftarı Barça’nın kendi evlerinde final oynamasına engel olan bu adamları çok seviyor!


